Taksi plakası ve araç devrinde ortaklık sona eriyorsa, KDV ve gelir vergisi nasıl hesaplanır?

Taksi işletmeciliğinde ortaklık yapıları oldukça yaygındır. Özellikle adi ortaklık şeklinde kurulan yapılar, ortaklardan birinin hissesini devretmesi durumunda vergi açısından çeşitli sonuçlar doğurur. Bu yazıda, bir ortağın tüm hisselerini diğer ortağa devretmesiyle oluşan durumun Gelir VergisiKatma Değer Vergisi (KDV) ve belgelendirme açısından nasıl değerlendirileceğini verilen bir özelge ışığında ele alıyoruz.


1. Hisse Devrinde Gelir Vergisi Uygulaması

Ortaklıktan ayrılan kişinin devrettiği hisse karşılığında elde ettiği gelir, ticari kazanç kapsamında değerlendirilir. Çünkü:

  • Ticari faaliyet devam ederken bir işletmenin kısmen veya tamamen devri söz konusuysa,
  • Ve devreden kişi gerçek usulde ticari kazanç mükellefiyse,

elde edilen gelir ticari kazançtır ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 37, 38 ve 39. maddeleri çerçevesinde vergilendirilir.

Bu durumda, araç ve plaka bedelinden oluşan toplam satış bedeli, devreden ortağın ticari kazancına dahil edilir.

2. Katma Değer Vergisi (KDV) Açısından Durum

Adi ortaklık yapılarında ortaklardan birinin tüm hisselerini diğer ortağa devretmesi, ortaklığın sona ermesi anlamına gelir. Bu tür bir hisse devri, KDV’ye tabidir.

Gelir İdaresi, bu durumu açıkça belirtmektedir:

-Adi ortaklıkta ortaklardan birinin hissesini diğer ortağa devretmesi sonucu ortaklık sona erer ve bu devir işlemi KDV’ye tabidir.

Bu durumda:

  • Devralan ortağın hem kendi hissesini hem de devraldığı hisseleri dikkate almaksızın, tüm mal bedeli (araç + plaka vb.) üzerinden adi ortaklık adına fatura düzenlenir.
  • Bu faturada KDV ayrıca gösterilir.
  • Bu KDV, adi ortaklığın son beyannamesinde beyan edilir ve ödenir.
  • Devralan ortak, bu KDV’yi indirime konu edebilir.

3. Fatura Düzenlemesi ve Vergi Usulü

  • Fatura, en geç 7 gün içinde düzenlenmelidir. Aksi halde geçersiz sayılır.
  • Fatura düzenlenirken, plaka ve araç bedeli ayrı kalemlerde gösterilmeli, KDV tutarı ayrıca belirtilmelidir.
  • Faturanın, adi ortaklık adına düzenlenmesi ve KDV beyannamesinin ortaklık adına verilip sonlandırılması gerekir.
  • Bu işlem aynı zamanda işi bırakma bildirimi niteliği taşır ve vergi dairesine bildirilmelidir.

4. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

  • Hisse devrinin noter satışı gibi değerlendirilip fatura düzenlenmemesi
  • KDV beyanının ihmal edilmesi
  • Fatura düzenleme süresinin aşılması
  • Gelirin şahsi kazanç gibi değerlendirilip Gelir Vergisi’nden muaf sayılması

Bu hatalar, ciddi vergi ziyaı cezaları ve KDV iadesi iptalleri ile sonuçlanabilir.


10 Soru – 10 Cevap

1. Ortaklardan biri hisselerini devrederse bu işlem vergiye tabi midir?
Evet, ortaklığın sona ermesi nedeniyle KDV uygulanır.

2. Ticari taksi plaka satışı ticari kazanç sayılır mı?
Evet, faaliyet devam ettiği için ticari kazançtır.

3. Gelir Vergisi açısından kazanç nasıl beyan edilir?
Ticari kazanç olarak beyan edilmesi gerekir.

4. Fatura kimin adına düzenlenmeli?
Adi ortaklık adına, devralan ortak lehine düzenlenmelidir.

5. KDV beyannamesi kim tarafından verilir?
Adi ortaklık tarafından, son dönem için verilir.

6. Fatura süresi nedir?
Teslimden itibaren en geç 7 gün içinde düzenlenmelidir.

7. Devir işlemi sonrası ne yapılmalı?
Vergi dairesine iş bırakma bildirimi yapılmalıdır.

8. Devralan ortak KDV’yi indirebilir mi?
Evet, genel hükümler çerçevesinde indirim yapılabilir.

9. Hisse devri noter satış belgesiyle yapılabilir mi?
Yapılabilir ancak fatura düzeni ayrı olarak uygulanmalıdır.

10. Hisse devri KDV’den istisna olabilir mi?
Hayır, ortaklık sona eriyorsa istisna uygulanmaz.


ÖRNEK ÖZELGE


T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı : 62030549-120[37-2017/936]-E.360102 10.04.2018
Konu :Ortak olunan ticari taksi hisse satışının vergi kanunları açısından değerlendirilmesi

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, taksi işletmeciliği faaliyetinde bulunan ve sermaye payları eşit olan …..’ın hissesinin tamamını tarafınıza devir ederek ortaklıktan ayrıldığı belirtilerek, söz konusu satış işleminin Gelir Vergisi Kanunu karşısındaki durumu, Katma Değer Vergisinin kimin adına tarh edileceği ile nasıl faturalandırılacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.

Gelir Vergisi Kanunu Yönünden

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınaî faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükmüne yer verilmiş olup aynı Kanunun 38 inci maddesinde, ” Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

Yine aynı Kanunun 39 uncu maddesinde işletme hesabı esasına göre ticari kazancın bir hesap dönemi içinde elde edilen hâsılat ile giderler arasındaki müspet fark olduğu, elde edilen hâsılatın, tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakları, giderlerin ise, tediye olunan ve borçlanılan meblağları ifade ettiği hükmü yer almıştır.

Anılan Kanun’un “Değer Artışı Kazançları” başlıklı mükerrer 80 inci maddesinde,

“Aşağıda yazılı mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazançlarıdır.

4. Ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar.

5. Faaliyeti durdurulan bir işletmenin kısmen veya tamamen elden çıkarılmasından doğan kazançlar.

Bu maddede geçen “elden çıkarma” deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder.

Faaliyetine devam eden ticarî bir işletmenin kısmen veya tamamen satılmasından veya ticarî işletmeye dahil amortismana tâbi iktisadî kıymetlerle birinci fıkrada yazılı hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar ticarî kazanç sayılır ve bunlara ticarî kazanç hakkındaki hükümler uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, özelge talep formu ekinde yer alan araç satış sözleşmesinde …..’ın ticari plaka bedeli 100.000,00 TL ve araç satış bedeli 10.000,00 TL tutarındaki ortaklık hissesini 26/10/2017 tarihi itibariyle adınıza devir ettiği anlaşılmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, adi ortaklığın sona ermesi nedeniyle ortaklıktaki hissesini devreden ….’ın  gerçek usulde ticari kazanç mükellefi olması dolayısıyla söz konusu devir işleminden elde edilen gelirin ticari kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Ve Vergi Usul Kanunu Yönünden

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun

1/1’inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu,

8/1-a maddesinde; mal teslimlerinde ve hizmet ifalarında bu işi yapanların verginin mükellefi olduğu,

29/1-a maddesinde; mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden bu Kanun’da aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirebileceği,

29/3’üncü maddesinde; indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılacağı,

hükümleri yer almaktadır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin “I/B-7.Adi Ortaklıklarda Vergileme” başlıklı bölümünde,

“KDV uygulamasında adi ortaklıklar, bağımsız işletme birimleri olarak ayrı vergi mükellefiyetine sahiptir. Buna göre; adi ortaklıklarca defter tutma, belge düzenleme, muhafaza ve ibraz gibi vergi ödevleri ile beyanname verme ve vergi ödeme gibi mükellefiyetlerinin ortaklarından ayrı olarak yerine getirilmesi, ortaklığın KDV ile ilgili hesaplarının, ortakların varsa şahsi işletmelerindeki işlemlerden ayrı yapılması gerekir.

Adi ortaklıklarda, ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmayan hisse devri işlemleri KDV’ye tabi değildir. Ortaklığın sona ermesi sonucunu doğuran devir işlemlerinde ise vergi uygulanır.

Buna göre bir adi ortaklıkta, ortaklardan biri veya birkaçının hisselerini diğer ortaklara veya üçüncü şahıslara devretmesi, bu şekilde ortaklıktan bazı ortakların ayrılması veya ortaklığa yeni ortakların alınması halinde, mevcut adi ortaklık, ortak sayısındaki değişiklik dışında aynen devam ediyorsa, bu hisse devri işlemlerinde vergi uygulanmaz.

Hisse devri işlemleri adi ortaklığın sona ermesi sonucunu doğuruyor veya ortaklık, ortakların kararı ile feshediliyorsa, bu devir işlemlerine vergi uygulanması gerekir. Vergi uygulaması aşağıdaki şekilde yapılır.

Ortaklardan biri veya birkaçının hisselerinin diğer ortak veya ortaklara devredilmesi suretiyle ortaklığın sona ermesi halinde; devralan ortak veya ortakların kendi hisseleri ile satın aldıkları hisseler dikkate alınmaksızın, ortaklıkça, devralan ortak veya ortaklara teslim edilen toplam mal bedeli üzerinden KDV hesaplanır. Ortaklık tarafından düzenlenecek olan faturada ayrıca gösterilecek olan bu vergi, ilgili dönem işlemleri ile birlikte adi ortaklığın son beyannamesine dahil edilerek beyan edilir. Devralan ortak veya ortaklar tarafından ise genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılabilir.

KDV yönünden işletme bazında değerlendirilen adi ortaklıklarda, KDV beyannamesi ortaklık adına düzenlenir ve ortaklardan birisi tarafından imzalanmak suretiyle ilgili vergi dairesine verilir. Ortakların verginin ödenmesi bakımından müteselsil sorumluluk taşımaları nedeniyle, ortakların adı, soyadı, adresleri ve bağlı bulundukları vergi dairelerini gösteren bir liste vergi dairesine verilir. Listede yer alan bilgilerde değişiklik olması halinde bu değişikliler de vergi dairesine bildirilir.” açıklaması yapılmıştır.

Öte yandan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160’ıncı maddesinde; 153’üncü maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanların, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları hükmü yer almakta olup aynı Kanun’un 161’inci maddesinde, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesinin işi bırakmayı ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

“Faturanın Tarifi” başlıklı 229’uncu maddesinde; fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır. Kanun’un 231’inci maddesinin 5 numaralı bendinde de faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

Adi ortaklıklar 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 620-645’inci maddelerinde düzenlenmiştir.

Anılan Kanun’un 620’nci maddesinde adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin, bir sözleşmeye dayanarak ortak bir amaca ulaşmak için emek ve mallarını birleştirmesi olarak tanımlanmıştır.

Buna göre; iki ortaktan oluşan adi ortaklıkta ortaklardan birinin hissesini diğer ortağa devretmesi halinde bu hisse devri, adi ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurduğundan katma değer vergisine tabi bulunmakta olup, adınıza (kendi hisseleriniz ile satın aldığınız hisseler dikkate alınmaksızın) devredilen toplam mal bedeli üzerinden faturada ayrıca gösterilmek suretiyle KDV hesaplanması ve düzenlenecek olan faturada ayrıca gösterilecek olan bu verginin, ilgili dönem işlemleri ile birlikte adi ortaklığın son beyannamesine dahil edilerek beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.

 


Kaynak: GİB Özelge Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. karenaudit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Önceki Yazılar