Skip to main content Skip to search

İnternet üzerinden yapılan satış ve kiralama işlemlerine aracılık edenlere bildirim zorunluluğu getirildi

31 Mayıs 2022

Yasal Dayanak

31 Mayıs 2022 tarih ve 31852 sayılı  Resmi Gazete’de yayımlanan 538 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Tebliği ile internet üzerinden yapılan satış ve kiralama işlemlerine aracılık edenlere bildirim zorunluluğu getirildi. 

Uygulama 31 Mayıs itibarıyla başladı

Zorunluluk Tebliğin yayım tarihi olan 31 Mayıs 2022 tarihi itibarıyla başladı.

Zorunluluğun kapsamına taşınır ve taşınmaz mal ve hizmetlerin satılması ve kiralanması girmektedir.

Taşınır ve taşınmazlar ile mal ve hizmetlerin alınması, satılması veya kiralanmasının temin edilmesine yönelik olarak verilen ilanların yayımlanmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılarına takvim yılının birer aylık süreleri içerisinde gerçekleştirmiş oldukları söz konusu işlemlere ilişkin olarak aşağıdaki bilgileri Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi Transfer Sistemine bildirmeleri zorunluluğu getirilmiştir. 

Bildirimde yer alacak bilgiler

a) Verilen hizmetin sağlandığı internet adres veya adreslerini,

b) Hizmet verilen gerçek ya da tüzel kişilere ait ad soyad/unvan, TCKN/YKN/VKN bilgileri ile işyeri adres bilgilerini,

c) Hizmet verilenler adına gerçekleştirilen taşınır, taşınmaz, mal ve hizmet satış/kiralama işlemlerine ilişkin her bir tahsilat veya satış işlemi tutarı ve tarihi ile tahsil edilen tutarların aracılık hizmeti verilenlere ödenmesine ilişkin banka hesap bilgilerini,

ç) Başkanlık tarafından belirlenecek diğer bilgileri,

Bildirim elektronik ortamda yapılacaktır

Bildirimler, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından BTRANS aracılığıyla yapılacak duyuru çerçevesinde Sistem üzerinden Başkanlığa bildirilecektir.

Bildirimler aylık olarak yapılacaktır.

Tebliğ kapsamında bildirilmesi zorunlu olan bilgiler Başkanlığa aylık olarak bildirilecektir. Bir aya ait bilgilerin, takip eden ayın son günü saat 23.59’a kadar bildirilmesi zorunludur.

Bildirim kapsamına ilişkin duyurular GİB’in BTRANS sistemi aracılığı ile yapılacaktır.

Başkanlık, bildirilmesi zorunlu olan bilgilerin kapsam ve içeriğinin belirlenmesinde yetkili olup, bunlar ile bunlara ilişkin veri format ve standardında yapılacak değişiklikler BTRANS aracılığıyla duyurulacaktır.

Ödemelere aracılık edilmesi bildirim yükümlülüğünü etkilemeyecektir.

Bildirim yükümlülüğü getirilenlerin, ödemelere ilişkin olarak satıcının/kiralayanın ticari temsilcisi olması sebebiyle ödemeye aracılık etmesi veya ödeme hizmetini bir dış hizmet olarak banka veya ödeme kuruluşundan alması bilgi verme yükümlülüklerini etkilemeyecektir.

İlan verenler, bildirim yükümlülüğü getirilen internet hizmet sağlayıcılarına gereken bilgileri vermek zorundadır

Aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılar üzerinden ilan verenler, verdikleri ilanlara yönelik olarak söz konusu sağlayıcıların bu madde kapsamında Başkanlığa bildirmek zorunda olduğu bilgileri bunlara vermek zorundadır

Bildirimde yer alması gereken asgari bilgilerin, ilan vermek isteyenler tarafından bilgi verme yükümlülüğü getirilenlere verilmemesi halinde ilanların yayınlanamayacağı anlaşılıyor.

Aracıların ilan vermesi halinde mülkiyet sahibine ilişkin bilgilerin de internet platformlarına bildirilmesi zorunludur.

Verilen ilanın konusu olan taşınır, taşınmaz, mal veya hizmetlerin mülkiyetinin ilan veren dışındaki bir gerçek veya tüzel kişiye ait olması durumunda, mülkiyet sahibine ilişkin bilgilerin de aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılara bildirilmesi zorunludur.

Buna göre; örneğin bir emlak aracı firması tarafından mülk sahibi adına emlak sitelerine verilecek ilanlarda mülk sahiplerine ilişkin bilgiler de platforma bildirilecek ancak ilerleyen bölümlerde belirtildiği gibi zorunluluk kapsamına giren bilgilere internet platformlarında yer verilmesi zorunlu değildir. Bir başka deyişle u örnekte mülk  sahibinin bilgisi ilan verilirken emlak alım satımı ve kiralanmasına aracılık eden internet platformuna bildirilecek ancak ilanda bu bilginin yer alması zorunlu olmayacaktır.

Haziran ayında verilen ilanlara ilişkin ilk bildirimler 1 Ağustos 2022 tarihine kadar verilecektir.

Tebliğ kapsamında sürekli olarak bilgi verme yükümlülüğü getirilenler, ilk bildirimlerini ilk kez 2022 Haziran ayında verilen ilanlara ilişkin olarak 1 Ağustos 2022 tarihine (31 Temmuz 2022 tarihinin hafta sonuna isabet etmesi nedeniyle) kadar Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapmak zorundadır.

Bilgi verme yükümlülüğü getirilenlerden kasıt; taşınır ve taşınmazlar ile mal ve hizmetlerin alınması, satılması veya kiralanmasının temin edilmesine yönelik olarak verilen ilanların yayımlanmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcıları kastedilmektedir. 

31 Mayıs itibarıyla yayında olan ve bu tarihte yeni verilen ilanlara ilişkin bildirimler 31 Ağustos 2022 tarihine kadar verilecektir

Tebliğ kapsamında sürekli bilgi verme yükümlülüğü getirilenlerin Tebliğin yayımlandığı tarih olan 31 Mayıs 2022 tarihi itibarıyla yayında olan ilanları ile Tebliğin yayımlandığı tarihten 31 Mayıs 2022 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilk kez verilen ilanlara (bunlardan Tebliğin yayımlandığı tarihten 31 Mayıs 2022 tarihine kadar yayından kaldırılanlar ile 2022 Haziran ayında yayını devam eden veya yayından kaldırılanlar dâhil) ilişkin bildirimi 31 Ağustos 2022 tarihine kadar yapmaları gerekmektedir. Bildirimin yapılabilmesi için ilan verenler tarafından ilanlara ilişkin ilave bilgi verilmesinin gerekmesi halinde bu durum ilan verenlere uygun yöntemlerle duyurulacak ve bu duyuruya rağmen bildirilmesi zorunlu olan bilgilerini tamamlamayanlar Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirilecektir.

İlan verenler ve aracı hizmet sağlayıcıları bildirim kapsamındaki bilgilerin doğruluğundan sorumlu tutulmuşlardır. 

İlan verenler, aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcıların bahsi geçen Tebliğ kapsamında bildirmek zorunda oldukları bilgileri bunlara temin etmek zorunda olduğu gibi bu bilgilerin doğruluğundan da sorumlu tutulmuşlardır.

Aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılar ilan verenlerin adı geçen Tebliğ gereğince temin etmeleri gereken bilgilerin kendilerine bildirilebilmesi için gerekli olan koşulları yerine getirmek zorundadır.

Bildirim formatı GİB tarafından BTRANS aracılığı ile bildirilecektir.

Aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılar BTRANS aracılığıyla bildirdikleri bilgilerin doğruluğundan sorumlu oldukları gibi bu bilgileri Başkanlığın belirlemiş olduğu format, standart ve bildirim yöntemine uygun olarak bildirmek zorundadırlar.

Başkanlıkça belirlenen format, standart ve bildirim yöntemi haricinde bildirilen bilgiler kabul edilmeyeceği ve bildirim in yapılmamış sayılacağına da Tebliğ’de yer verilmiştir.

Bildirim zorunluluğu getirilenler kapsama giren bildirimleri VUK uyarınca saklamak zorundadır. 

Bilgi verme zorunluluğu getirilenler, Başkanlık sistemine bildirmekle yükümlü oldukları bilgileri 213 sayılı Kanunun defter, kayıt ve belgeler için öngördüğü muhafaza süreleri içerisinde elektronik ortamda saklamak ve istenildiğinde elektronik araçlar ve ortamlar vasıtası ile ibraz etmekle yükümlüdürler.

Vergi Usul Kanunu’nun Zamanaşımı Süreleri başlıklı 114’üncü maddesinde; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.” denilmiştir.

Bildirim zorunluluğu getirilenler kapsama giren bilgileri VUK uyarınca saklamak zorundadır. 

Tebliğde yapılan düzenlemeler kapsamında bildirilmesi gereken bilgileri bildirmeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunanlar ile bu Tebliğle getirilen zorunluluklara uymayanlar hakkında Vergi Usul 213 sayılı Kanunun ilgili ceza hükümleri tatbik olunacağı belirtilmiştir.

VUK 352. maddede belirtilen ceza nispetlerinin uygulanacağı anlaşılıyor. Bu maddede mükellefiyet türüne ve bildirimin verilme süresine göre cezalar belirtilmiştir. 

Aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcıların ilk kez bildirim yapılacak tarihten önce BTRANS’ın kullanımına ilişkin başvurularını tamamlamaları gerekmektedir.

Bildirim zorunluluğu getirilen bilgilere ilanlarda yer verilmesi zorunlu değildir.

Aracı hizmet sağlayıcıları, sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılar tarafından, Tebliğ ile bildirilmesi zorunlu olan bilgilere yayımlanacak ilanlarda yer verilmesi zorunlu olmayıp, zorunluluk bu bilgilerin Başkanlığa bildirilmesine yöneliktir.

Önceki bölümlerde belirtildiği gibi ilan verirken bildirimi zorunlu tutula bilgiler aracı platformlara girilecek ancak ilanda yayınlanması zorunlu olmayacaktır.

Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirim sürelerini uzatma ve uygulamaya ilişkin esasları belirleme yetkisi verilmiştir.

Başkanlık, bu Tebliğde yer alan süreleri uzatmaya, bilgi verme dönemini bildirilecek bilgiler ve/veya mükellef grupları itibarıyla birlikte veya ayrı ayrı belirlemeye ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkili kılınmıştır.

Ali KARAKUŞ
31 Mayıs 2022
İstanbul


Kaynak: 31.5.2022 Resmi Gazete
Yasal Uyarı: Bu yazıdaki bilgiler sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen bilgilerden yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karen Audit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgilerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Devamını oku

2021 Yılında tahsil edilen kiralar için 2022 Mart ayı sonuna kadar gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekmektedir

1 Mart 2022


2022 Mart Ayında beyan edilecek (2021 yılına ait)
Kira Gelirlerine ilişkin açıklamalar

1- Kira Gelirinin Kapsamı

Arazi, bina, haklar, motorlu taşıtlar ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde detaylı bir şekilde sayılan mal ve hakların kiraya verilmesinden elde edilen gelirler Gayri Menkul Sermaye İradı (Kira Geliri) olarak adlandırılmaktadır.

 

2- Kira Gelirleri için Beyanname Verme Süresi ve Ödeme Tarihleri

2021 yılı içinde konut ve/veya  işyeri kira gelirleri elde edenlerin, bu gelirleri için 31 Mart 2022 –  Perşembe günü mesai saati bitimine kadar, (İnternetten verenler için 23:59) ikametgah adreslerinin bağlı olduğu vergi dairesine, (yurtdışında ikamet edenler, kira gelirinin elde edildiği gayrimenkulün adresinin bağlı olduğu vergi dairesine) elden veya internet üzerinden beyannamelerini göndermeleri gerekmektedir.

Tahakkuk Eden Toplam GMSİ – Gelir Vergisinin
1. taksiti 31.3.2022 Perşembe, 
2. taksiti ise 1.8.2022 Pazartesi gününe kadar banka veya bağlı olunan vergi daireleri veznelerinden ödenebilir.

Sadece Kira geliri elde eden 60 yaş ve üzeri mükellefler ile engelli mükelleflerden, yaşlılığı, sakatlığı veya hastalığı nedeniyle vergi dairesine gidemeyecek durumda olanlar, Maliye’nin 444 0 189 numaralı telefonunu arayarak, adını, soyadını ve adres bilgilerini vermeleri halinde vergi dairesi görevlileri bu kişilerin adreslerine giderek beyannameleri alacak ve bu durumdaki kişilerin işlemlerini yapacaklardır.

 

3- Hangi Yılların Kira Gelirleri için 31 Mart 2022 Tarihine kadar Beyanname Verilecektir

2021 Yılı ve daha önceki dönemlere ait olup, 2021 yılı içerisinde tahsil edilen kira gelirleri 2021 yılı kira gelirleri ile birlikte 31 Mart 2022 tarihine kadar beyan edilecektir.

Örnek; 2019, 2020 ve 2021 Yıllarına ait kira bedellerinin 2021 yılı içerisinde tahsil edilmesi halinde üç yıla ait kira bedeli toplamı 31 Mart 2022 tarihinde birlikte beyan edilecektir.

2022 ve sonraki yıllara ait kira bedellerinin, 2021 yılı içinde peşin olarak tahsil edilmesi halinde, her yılın kira bedeli ait olduğu yılda beyan edilecektir.

Örnek; 2021 yılı içinde 2021-2022-2023 yıllarına ait olan, 3 yıllık kira bedelinin peşinen tahsil edilmesi halinde;
1- 2021 Yılı Kira Geliri          31.03.2022 tarihinde
2- 2022 Yılı Kira Geliri          31.03.2023 tarihinde (Değişiklik olmaması halinde)
3- 2023 Yılı Kira Geliri          31.03.2024 tarihinde (Değişiklik olmaması halinde)

beyan edilecektir.

 

4- Kira Bedellerinin Tahsil Türleri ve Kanuni Zorunluluklar


Kira Bedelleri; Nakden (TL),  Havale yoluyla ve ayni olarak (Emsal bedel uygulanır) tahsil edilebilir.

Kiralanan yer için yapılan masrafın kiradan düşülerek tahsil edilmesi halinde kira bedelinin tam beyan edilmesi gerekmektedir.

Önceki dönemlerde dövizli tahsil edilen kira bedelleri, tahsil günündeki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak TL’ye çevrilir. Belirlenen Döviz’in T.C. Merkez Bankasında karşılığı yoksa Maliye Bakanlığı’nın belirlediği değerleme kuru ile değerlenir. (Kira bedellerinin döviz veya dövize endeksli yapılamayacağına dair hükümler saklıdır)

Kira ödemeleri ve tahsilatları; konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde, haftalık, günlük veya benzeri şekilde kısa süreli konut kiralamalarında ve işyeri kiralamalarında ise tutara bakılmaksızın, banka, benzeri finans kurumları veya posta idareleri aracılığı ile yapılmalıdır.

Banka, benzeri finans kurumları veya posta idareleri üzerinden yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında alınan dekont veya hesap ekstreleri geçerli belge kabul edilecektir. İnternet bankacılığı üzerinden yapılan kira ödeme ve tahsilatları da bu kapsamda kabul edilmektedir.

Konutlarda uygulanan 500 TL’lik sınır her konut için ayrı ayrı uygulanacaktır.

Örnek: Bir kişinin sahibi olduğu ve mesken olarak kiraya verdiği iki gayrimenkulden birinin aylık kirasının 400 diğerinin 600 TL olduğu varsayılırsa, ev sahibinin sadece 600 TL olan konut için kira bedelini Banka’dan veya PTT’den tahsil etme zorunluluğu olup, 400 TL kirası olan konutun kirasını isterse elden nakit olarak da alabilecektir.

Tebliğlerle yapılan düzenlemelere göre bankadan ödeme/tahsil edilme kapsamına girenlerde, İŞYERİ KİRALARINDA KİRACI ve KİRAYA VEREN, KONUT KİRALARINDA İSE EV SAHİBİ sorumlu olacaktır.

Ceza Uygulaması; Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde yer alan hüküm uyarınca, mükerrer 257’nci maddeyle getirilen zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir. Anılan madde uyarınca bu Tebliğ ile 01.11.2008 tarihinden itibaren getirilen zorunluluklara uymayanlara kesilecek ceza,

2021 yılı için;

-Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 3.400 TL’den,
-İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde  tespit edilenler hakkında 1.700 TL’den,
-Yukarıda yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 880 TL’den az olmamak üzere her bir işlem için bu işleme konu tutarın%5’idir.

 2022 yılı için;

-Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 2.500 TL’den,
-İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde  tespit edilenler hakkında 1.300 TL’den,
-Yukarıda yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 650 TL’den az olmamak üzere her bir işlem için bu işleme konu tutarın%5’idir.

 

5- İşyeri Kira Gelirlerine Hangi Oranda Tevkifat uygulanacaktır?

İşyerleri, mülk sahibine yaptıkları kira ödemelerinin brüt tutarı üzerinden %20 oranında gelir vergisi kesintisi yaparak (Netkira üzerinden hesaplama yapılacaksa net kiranın %25’i alınarak stopaj tutarı bulunabilir) mülk sahipleri adına, kendi bağlı oldukları vergi dairesine muhtasar beyanname ile beyan etmek zorundadırlar.

Mülk sahipleri, işyerlerinden elde ettikleri kira gelirlerini Brüt olarak beyan edecekler,  kiracılar tarafından ödenen gelir vergisi kesintilerini de kendi gelir vergilerinden indireceklerdir. Kiracılar tarafından peşin ödenen sonraki yıllara ait kira bedelleri için de ödemenin yapıldığı ayda gelir vergisi kesintisi yapılacaktır.

İşyeri olarak kullanmak amacıyla kiraladıkları yerlerden gelir vergisi kesintisi yapmak zorunda olanlar Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesinde detaylı olarak belirtilmiştir.

 

6- Kira Geliri Beyanname Verme Sınırları

Gelirinin sadece Gayrimenkul Sermaye İradından ibaret olması halinde 2021 Yılı içinde elde edilen;

-KONUT Kira gelirleri istisnası olan 7.000 TL’yi aşanlar, (Kira Geliri Beyan edilmez veya eksik beyan edilirse bu istisnadan yararlanılamaz)

-İŞ YERİ kira geliri elde edenlerden, Brüt kira geliri 53.000 TL’yi aşanlar, (Gelir Vergisi Kesintisi yapılanlar)

Konut ve İşyeri kira gelirinin birlikte elde edilmesi halinde; konut kira gelirinin istisna haddi sonrası kalan tutarı (7.000 TL üzeri) ile işyeri kira gelirinin brüt tutarının toplanması sonucu bulunan tutarın 53.000 TL’yi aşması halinde iki gelir de beyan edilecektir. Aşmaması halinde sadece konut kira gelir beyan edilecektir.

 

7- Yurt Dışında bulunan Türk Vatandaşları Hangi Kira Gelirini Beyan Etmeyeceklerdir?

Yurt içinde yerleşmiş olmayan gerçek kişiler, çalışma veya oturma izni alarak 6 aydan fazla bir süreyle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları; tutarı ne olursa olsun, üzerinden Gelir vergisi kesintisi yapılmış olan İŞYERİ KİRA GELİRLERİNİ  BEYAN  ETMEYECEKLERDİR.

7.000 TL istisna üzerinde kalan Konut Kira geliri için ise Türkiye’de yerleşik kişiler gibi beyanname vereceklerdir.

 

8- Bedelsiz Kullandırılan Yerler ve Emsal Kira bedeli Uygulaması

Sahip olunan yer ile ilgili hiç kira alınmaması veya emsallerine göre düşük kira alınması halinde emlak değerinin %5’i yıllık kira bedeli olarak uygulanır.

Hangi hallerde emsal kira bedeli esası uygulanmaz?

– Boş kalan gayrimenkullerin korunması amacıyla bedelsiz olarak başkalarının ikametine bırakılması,
– Binaların mal sahiplerinin çocuklarının, anne ve babalarının veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi. (Ancak, bu kimselerin her birinin ikametine birden fazla konut tahsis edilmişse bu konutların yalnız birisi hakkında emsal kira bedeli hesaplanmaz. Kardeşler evli ise eşlerden sadece biri için emsal kira bedeli hesaplanmaz),
– Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede oturması,
– Genel bütçeye dâhil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalar,
durumlarında emsal kira bedeli esası uygulanmaz.

 

9- Elde Edilen Kira Gelirlerinin Beyan Edilmemesi Halinde Uygulanacak Cezalar

Konutlardan elde edilen kira gelirleri beyan edilmez veya eksik beyan edilir ve vergi dairesi tarafından durum tespit edilirse, 7.000 TL’lik istisnadan yararlanılamaz, ayrıca iki kat birinci derece usulsüzlük cezası uygulanarak, Takdir komisyonunca konutun bulunduğu yerin ortalamalarına göre emsal kira belirlenerek hesaplanan gelir vergisi üzerinden ayrıca vergi ziyaı cezası kesilir.

Mükellefin beyan süresi geçen kira gelirlerini, Vergi Dairesi tespit etmeden, kendiliğinden, V.U.K.’nun Pişmanlık ve Islah başlıklı 371. maddesi hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtir bir dilekçe ile bağlı bulunduğu vergi dairesine vermesi halinde, istisnadan faydalanacak ve vergi ziyaı kesilmeyecek, sadece Pişmanlık zammı adı altında normal vade tarihi ile beyan tarihi arasında geçen süre için gecikme zammı tahsil edilecektir.

 

10- Kira Gelirlerinden İndirilebilecek Giderler

Kira Geliri elde edenler;  Kira gelirlerinin beyanında, safi irada ulaşırken indirecekleri giderler için,

10.1-Götürü Gider Yöntemi,

10.2-Gerçek Gider Yönteminden birini seçebilirler, hangi yöntem seçilmişse tüm kira gelirleri için uygulanır, bazı kira gelirleri için Gerçek, bazıları için Götürü Yöntem uygulanamaz.

GERÇEK gider yöntemini seçen kişi, kira geliri elde ettiği yer için kendisi tarafından yapılan giderleri belgelerini de beyannamelerine eklemek koşuluyla Brüt kira gelirinden indirebilecektir. (aydınlatma, ısıtma, su, asansör, sigorta, tadilat, kredi faizleri, bir gayrimenkul için elde edilen yıldan itibaren 5 yıl süre ile satın alma bedelinin %5’i oranında indirim, emlak, vergi, resim, harç, şerefiye, amortisman, Kira ile oturulan konuta ait ödenen kira bedelleri)

Gerçek Gider Yöntemini seçenler, indirdikleri gerçek giderlerden vergiden istisna edilen tutara isabet eden kısmını gider olarak indiremeyecektir. Bu formül şöyle uygulanacaktır.

İstisna sonrası Brüt Kira x Gerçek gider Tutarı
______________________________________
Brüt Kira geliri

 

GÖTÜRÜ gider yöntemini seçen kişi;  Brüt kira gelirinden istisna tutarı düşüldükten sonra kalan kısma %15 oranında götürü gider indirimi yapabilecektir. Götürü gider yönteminin seçilmesi durumunda, iki yıl boyunca gerçek gider yöntemine geçilemeyecektir.

Gelir Vergisi Kanunun 89. maddesinde sayılan ve aşağıdaki bazıları belirtilen indirimler Gelir Vergisinden düşülebilecektir.

11- Yıllık Beyannameye Dâhil Edilen Gelirlerden Yapılacak Diğer İndirimler

11.1-Sigorta Primleri

01.01.2013 tarihinden itibaren elde edilen gelirler için verilecek yıllık gelir vergisi beyannamelerinde, bireysel emeklilik dışında kalan şahıs sigortaları için ödenen primlerin beyan edilen gelirin %15’ine kadar olan kısmı matrahın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir.

İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplamasında beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır.

01.01.2013 tarihinden sonra bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ise indirim konusu yapılmayacaktır.

Yıllık beyannamede matrahın tespitinde dikkate alınacak sigorta primleri;

  • Mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait birikim priminin alındığı hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si ile,
  • Ölüm, kaza, hastalık, sağlık, engellilik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primlerinin %100’ünden oluşmaktadır.

İndirim konusu yapılacak primlerin toplamı, beyan edilen gelirin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacaktır. (2021 yılı gelirlerine ilişkin olarak kullanılacak olan asgari ücretin yıllık brüt tutarı 42.930 TL’dir).

11.2- Eğitim Ve Sağlık Harcamaları

Aşağıda belirtilen şekilde yapılan eğitim ve sağlık harcamaları beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması şartıyla yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilir.

  • Eğitim ve sağlık harcamaları Türkiye’de yapılmalıdır.
  • Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmelidir.
  • Söz konusu harcamalar mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olmalıdır. “Küçük çocuk” tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları ifade etmektedir.

İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplamasında beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır.

11.3- Bağış Ve Yardımlar

Beyan edilecek gelirden indirilebilecek bağış ve yardımlar aşağıdaki başlıklar altında detaylandırılmıştır. (Bu yazıda bağış ve yardımların detaylarına girilmemiştir.)

11.3.1- Beyan Edilecek Gelirin %5’i ile sınırlı Olarak İndirilebilecek Bağış ve Yardımlar,

11.3.2-Tamamı İndirilebilecek Bağış ve Yardımlar Sponsorluk Harcamaları

11.3.3-Bireysel Katılım Yatırımcısı İndirimi

11.3.4-Diğer Kanunlara Göre Tamamı İndirilecek Bağış ve Yardımlar


ÖZET

1- 2021 Kira Gelirleri için İSTİSNA Tutarları
1.1- Yıllık Mesken kira gelirleri istisnası (her bir mükellef için) 7.000 TL (7.000 TL ve altı             Mesken kira geliri beyan edilmeyecektir.)
1.2- Yıllık brüt işyeri kira gelirleri istisnası 53.000 TL
1.3- İşyeri ve mesken kira gelirinin birlikte elde edilmesi halinde mesken kira geliri olarak tahsil edilen tutarın 7.000 TL üzerinde kalan kısmı ile Brüt işyeri kira geliri toplamının 53.000 TL’yi aşması halinde beyan verilecektir. Beyan sınırının altında olması halinde sadece mesken kira geliri beyan edilecektir.

2- Beyanname Verme Tarihleri 1.3.2022 – 31.3.2022 arasındadır.

3- G.M.S.İ. Gelir Vergisi Son Ödeme Tarihleri
1. Taksit Vade sonu 31.3.2022
2. Taksit Vade Sonu 1.8.2022

4- Götürü Gider Yöntemi İndirim Oranı %15

5- Yurtdışında yaşayan vatandaşlar ve dar mükellefler üzerinden vergi kesintisi yapılmış olan işyeri kira gelirlerinin tutarı ne olursa olsun beyanname vermeyecekler veya mesken kira gelir bulunması halinde bu gelirlerini beyannameye dâhil etmeyeceklerdir.

6- 2021 Yılında daha önceki yıllara ait kiralar da tahsil edilmiş ve daha önceki yıllarda bu gelirler beyan edilmemişse 2021 yılı kira geliri ile birlikte beyan edilecektir.

7- Konut Kira gelirlerinin 500 TL ve üzerinde olması halinde kira bedelinin banka, finans kuruluşu veya PTT’den tahsil edilmesi zorunludur. Elden tahsil edilmesi halinde ise cezai sorumluluk ev sahibine ait olacaktır.

8- İşyeri kira gelirleri, tutarı ne olursa olsun bankadan tahsil edilecektir. Elden tahsil edilmesi/ödenmesi halinde cezai sorumluluk KİRACI ve MÜLK SAHİBİNE ait olacaktır.

9- Mükellefin kendisine, eşine ve çocuklarına ait, Türkiye’de yapılan bazı sigorta prim ödemeleri ile eğitim ve sağlık harcamalarının %10 ile %15 arasında değişen oranlardaki tutarı (Asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak kaydıyla) safi gelirden indirilebilecektir.

10- Devlete ait eğitim ve sağlık kurumlarına yapılan yardım ve bağışların tamamı safi gelirden indirilebilecektir.

11- Sahibi oldukları konutları, çocuklarına, annesine, babasına ve kardeşlerine bedelsiz olarak kiraya verenler hakkında emsal kira bedeli uygulanmayacaktır. (Beyanname verilmeyecektir.)

12- 2021 yılı içinde Mesken kira gelirinin yanında ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve irat elde edenlerin, gelirlerinin toplamı 190.000 TL’yi aşması halinde elde ettikleri mesken kira gelirlerinden 7.000 TL’lik istisna düşülmeyecektir.

 

Örnek;

2021 yılında;
70.000 TL Ücret geliri (Tek işverenden)
150.000 TL Brüt İşyeri kira geliri,
10.000 TL Mesken kira geliri,
20.000 TL Kar payı (Temettü) elde edilmiştir.
Elde edilen gelirlerin toplamı 190.000 TL’yi aştığından 7.000 TL’lik Konut kira geliri istisnası uygulanmayacaktır.

 

ÖRNEK HESAPLAMALAR

Örnek: 1 

 Konut Kira Geliri Beyanı

AÇIKLAMA  TUTAR
2021 Yılında Elde Edilen Kira Geliri Toplamı           20.000,00
Seçilen Yöntem  Götürü Gider
Beyan Edilen Konut Kira Geliri           20.000,00
Konut Kira Geliri İstisnası              7.000,00
İstisnadan Sonrası Kalan Tutar           13.000,00
Götürü Gider İndirimi %15              1.950,00
Vergi Matrahı           11.050,00
Ödenecek Gelir Vergisi Tutarı              1.657,50
Damga vergisi                 132,30
Toplam Ödenecek              1.789,80   
TAKSİT TABLOSU  TUTAR
1. Taksit – 31.3.2022                 961,05
2. Taksit – 1.8.2022                 828,75
TOPLAM              1.789,80   

 

 

Örnek-2

İŞYERİ KİRA Geliri Beyanı

  2021/10-12 2021/1-9
  STOPAJ %20 STOPAJ %10
2021 Yılında Elde edilen NET KİRA         30.000,00            90.000,00   
2021 Yılında Elde edilen BRÜT İŞYERİ Kira Geliri         37.500,00       100.000,00
Gelir Vergisi Stopajı           7.500,00         10.000,00
Seçilen Yöntem  Götürü Gider  Götürü Gider
Beyan Edilen İŞYERİ Kira Geliri         37.500,00       100.000,00
Konut Kira Geliri İstisnası                        –                        –
İstisnadan Sonrası Kalan Tutar                                       137.500,00
Götürü Gider İndirimi %15                                         20.625,00
Vergi Matrahı                                       116.875,00
Hesaplanan Gelir Vergisi Tutarı                                         29.515,00
Mahsup Edilecek GELİR STOPAJ tutarı (-)                                         17.500,00
Damga vergisi                                               132,30
Ödenecek Gelir Vergisi Toplamı                                         12.147,30   
   
TAKSİT TABLOSU  TUTAR  TUTAR
1. Taksit – 31.3.2022           6.007,50           6.007,50
2. Taksit – 1.8.2022               132,30                        –
TOPLAM           6.139,80              6.007,50   

 

 

 

 

Örnek-3

KONUT ve İŞYERİ KİRA Geliri Beyanı

2021 Yılında Elde edilen BRÜT İŞYERİ Kira Geliri       137.500,00
2021 Yılında Elde Edilen KONUT Kira geliri         20.000,00
TOPLAM KİRA GELİRİ       157.500,00
 Seçilen Yöntem  Götürü Gider
TOPLAM KİRA GELİRİ       157.500,00
Konut Kira Geliri İstisnası           7.000,00
İstisnadan Sonrası Kalan Tutar       150.500,00
Götürü Gider İndirimi %15         22.575,00
Vergi Matrahı       127.925,00
Hesaplanan Gelir Vergisi Tutarı         29.629,75
Mahsup Edilecek Gelir STOPAJ tutarı         17.500,00
Damga vergisi               132,30
Ödenecek Gelir Vergisi Toplamı         12.262,05
 
TAKSİT TABLOSU  TUTAR
1. Taksit – 31.3.2022           6.197,18
2. Taksit – 1.8.2022           6.064,88
TOPLAM         12.262,05

 

İlave Notlar:

1- Aile bireylerinin her birinin sahip oldukları mal ve haklardan elde ettikleri kira gelirleri için kendi adlarına ayrı ayrı beyanname vermeleri gerekmektedir. Beyanname, geliri elde eden aile bireyi adına düzenlenerek imzalanacaktır. Mesken geliri istisnasından her bir mükellef ayrı ayrı faydalanabilecektir.

 

2- Küçük ve kısıtlıların mükellef olması durumunda bunlar adına verilecek olan yıllık gelir vergisi beyannamesi veli, vasi veya kayyum tarafından imzalanır. Mal ve haklara hisseli olarak sahip olunması halinde, her ortağın sadece kendi hissesine karşılık gelen kira gelirlerini beyan etmesi gerekmektedir.

 

3- Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükellefler, istemeleri halinde vergi dairesinden alacakları kullanıcı kodu, parola ve şifreyi kullanmak suretiyle yıllık gelir vergisi beyannamelerini elektronik ortamda doğrudan kendileri gönderebilecekleri gibi elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış meslek mensupları aracılığıyla da gönderebileceklerdir.

 

4– Konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde, haftalık, günlük veya benzeri şekilde kısa süreli konut kiralamalarında ise tutara bakılmaksızın kira geliri elde edenlerin,

– İşyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin banka, benzeri finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğu bulunmaktadır. Söz konusu zorunluluklara uymayanlara kesilecek ceza, (Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinin o yıl için belirlenen özel usulsüzlük cezası miktarından az olmamak üzere) her bir işlem için bu işleme konu tutarın % 5’idir.

 

Ali KARAKUŞ
İstanbul
1.3.2022

 


NOT: Açıklamalar ve Hesaplamalar bilgi amaçlı verilmiş olup, mükellefin elde ettiği diğer gelirlere göre açıklamalarda ve hesaplamalarda farklılıklar olacağından kişi özelinde konunun uzmanına danışılması tavsiye edilmektedir. Bu nedenle yazını içeriği ve hesaplamalar ile ilgili hiçbir sorumluluk kabul edilmez.

 


Yasal Uyarı: Bu yazıdaki bilgiler sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen bilgilerden yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karen Audit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgilerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Devamını oku

Yazılım Firmalarına Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde (AR-GE Merkezlerinde) sağlanan vergi destekleri

14 Aralık 2021


1- AR-GE bölgelerinde yönetici şirket tarafından onaylanan proje kapsamındaki kazançlar 31 Aralık 2023 tarihine kadar kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda göre Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

2- Proje kapsamında çalışan personele ödenen ücretler için gelir vergisi ödenmeyecektir.

Bölgede çalışan; AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır.

Gelir vergisi stopajı ve sigorta primi işveren hissesine ilişkin teşviklerden yararlanacak olan destek personeli sayısı, AR-GE ve tasarım personeli sayısının yüzde onunu aşamaz.

Hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri ile Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen tatil günlerine isabet eden ücretler de bu istisna kapsamındadır.

Haftalık kırk beş saatin üzerindeki ve ek çalışma sürelerine ilişkin ücretler bu istisnadan faydalanamaz.

Yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin Bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Ancak, Bölgede yer alan işletmelerde çalışan AR-GE ve tasarım personelinin bu Bölgelerde yürüttüğü projelerle doğrudan ilgili olmak şartıyla, proje kapsamındaki faaliyetlerin bir kısmının Bölge dışında yürütülmesinin zorunlu olduğu durumlarda Bölge dışındaki bu faaliyetlere ilişkin ücretlerinin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı ile Bölgede yer alan işletmelerde en az bir yıl süreyle çalışan AR-GE ve tasarım personelinin yüksek lisans yapanlar için bir buçuk yılı, doktora yapanlar için iki yılı geçmemek üzere Bölge dışında geçirdiği sürelere ilişkin ücretlerin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı, gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir.

Bu kapsamda teşvikten yararlanılması için Bölge yönetici şirketinin onayının alınması ve Bakanlığın bilgilendirilmesi zorunludur. Yönetici şirketin onayı ile Bölge dışında geçirilen sürenin Bölgede yürütülen görevle ilgili olmadığının tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin cezalardan ilgili işletme sorumludur.

Bu madde hükümleri TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi Teknoloji Serbest Bölgesi yönetici şirketi, bu bölgede faaliyet gösteren Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri ile bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı, tasarımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri bakımından da uygulanır.

3- Yazılımtasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi istisnasının kapsamı

Yapılan düzenlemeyle teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılımtasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31/12/2023 tarihine kadar kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Bölgede faaliyette bulunan mükelleflerin bölge dışında gerçekleştirdikleri faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar, yazılımtasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilmiş olsa dahi istisnadan yararlanamaz.

Öte yandan, teknoloji geliştirme bölgelerinde yazılım ve Ar-Ge faaliyetinde bulunan şirketlerin, bu faaliyetler sonucu buldukları ürünleri kendilerinin seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançların lisans, patent gibi gayrimaddi haklara isabet eden kısmı, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Ancak, lisans, patent gibi gayrimaddi haklara bağlanmamış olmakla birlikte uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançların istisna kapsamında değerlendirileceği tabiidir. Ayrıca, teknoloji geliştirme bölgelerinde tasarım faaliyetleri sonucu buldukları ürünleri kendileri seri üretime tabi tutarak pazarlayan mükellefler, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançlarının tasarıma isabet eden kısmını, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kazancın diğer kısmı ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Örneğin; teknoloji geliştirme bölgesinde yazılım faaliyetinde bulunan şirketin, ürettiği yazılımların lisans satışından veya kiralanmasından elde edeceği kazançlar istisnadan yararlanacak, ancak söz konusu yazılımın disk, CD veya elektronik ortamda pazarlanmasından elde edilen kazançların (lisansa isabet eden kısmı hariç) istisnadan yararlanması mümkün olmayacaktır.

Aynı şekilde, bir ilaç şirketince bölgede gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyeti sonucu ortaya çıkan kanser ilacına ait gayrimaddi hakkın kiralanması veya devrinden elde edilecek kazançlar istisnadan yararlanacak, ilacın bizzat üretilerek satılması halinde bu faaliyetten elde edilen kazancın gayrimaddi hakka isabet eden kısmı hariç istisnadan yararlanması mümkün olmayacaktır.

İstisna uygulamasında, mükellefin tam veya dar mükellefiyet esasında kurumlar vergisine tabi olmasının bir önemi yoktur.

4- İstisna kapsamına giren faaliyetler

6170 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile 12/3/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 4691 sayılı Kanundaki bazı tanımlar değiştirilmiş olup bu Kanunun uygulanmasında;

Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge), araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yazılım dahil yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmalar,

Yazılım, bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin, belli bir sistematik içinde, tasarlama, geliştirme şeklindeki ürün ve hizmetlerin tümü ile bu ürün ya da mal ve hizmetlerin lisanslama, kiralama ve tüm hakları ile devretme gibi teslim şekillerinin tümü

olarak tanımlanmıştır.(****)

6676 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 1/3/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 4691 sayılı Kanuna “tasarım faaliyeti” tanımı eklenmiş olup bu Kanunun uygulanmasında tasarım faaliyeti, sanayi alanında ve Bakanlar Kurulunun uygun göreceği diğer alanlarda katma değer ve rekabet avantajı yaratma potansiyelini haiz, ürün veya ürünlerin işlevselliğini artırma, geliştirme, iyileştirme ve farklılaştırmaya yönelik yenilikçi faaliyetlerin tümüdür.

5- Bölgede faaliyete geçilmeden önce başlatılmış projelerden sağlanan kazançların istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği

Mükelleflerin bölgede faaliyete geçtikleri tarih itibarıyla tamamlamış oldukları yazılım, tasarım ve Ar-Ge’ye dayalı projelerden elde edecekleri kazançların istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan, mükelleflerin bölgede faaliyete geçmeden önce başlayıp, bölgede devam ettirdikleri yazılım, tasarım ve Ar-Ge’ye dayalı projelerden sağladıkları kazancın, sadece projenin bölgede gerçekleştirilen kısmına isabet eden tutarı istisnadan yararlanabilecektir.

Elde edilen kazancın ne kadarının bölgede gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin olduğu, bölgede faaliyete başlanmasından sonra ortaya çıkan maliyetin projenin başlangıcından tamamlanmasına kadar geçen dönemde oluşan maliyete oranı kullanılmak suretiyle belirlenecektir. Daha sağlıklı bir sonuç verecekse, mükelleflerin başka bir yöntem kullanmak suretiyle de (kullanılan doğrudan işgücü miktarı gibi) bu ayrımı yapabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

6- İstisna kazanç tutarının tespiti

4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan istisna, bir kazanç istisnası olup istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunacak kazancın tamamı kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

İstisna kazancın ve bu bağlamda kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, Kanun uygulaması kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi ve istisna kapsamında olan faaliyetlere ait hasılat, maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.

6.1- AR-GE zararlarının diğer kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.

Kanun uygulaması kapsamında istisna olan faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, bu zararların istisna kapsamında olmayan diğer faaliyetlere ilişkin kazançlardan indirilmesi mümkün değildir.

6.2- İstisna Kapsamındaki AR-GE faaliyetinden elde edilen faiz ve kur farkı gelirleri AR-GE kazanç istisnasından yararlanamayacaktır. 

Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin, 4691 sayılı Kanun kapsamı dışındaki ticari işlemlerinden elde edecekleri gelirleri ile olağandışı gelirlerinin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda, nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan faiz gelirleri, yabancı para cinsinden aktifler dolayısıyla oluşan kur farkları ve iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

6.3- Sermaye desteği olarak alınan yardımlar vergi matrahının tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, diğer kurumlardan geri ödeme koşuluyla sermaye desteği olarak sağlanan yardımlar, borç mahiyetinde olduğundan bu yardımların ticari kazanca dahil edilmesi söz konusu olmayacaktır.

6.4- TÜBİTAK’tan alınan hibeler vergi matrahına dahil edilmeyecektir. 

Diğer taraftan, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflere, istisnadan yararlanan Ar-Ge  ve tasarım projelerine ilişkin olarak, TÜBİTAK ve benzeri kurumlar tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde hibe şeklinde sağlanan destek tutarları ile diğer kurumların bu mahiyetteki her türlü bağış ve yardımları, kurum kazancına dahil edilecek ve istisnadan yararlandırılacaktır.

7-  Müşterek genel giderler ve amortismanların dağıtımı

İstisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde müşterek genel giderlerin, bu faaliyetler ile ilgili olarak cari yılda oluşan maliyetlerin birbirine oranı esas alınarak dağıtılması gerekmektedir.

İstisna kapsamına giren ve girmeyen faaliyetlerde müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortismanlarının ise bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre dağıtımının yapılması gerekmektedir. Hangi işlerde ne kadar süreyle kullanıldığı tespit edilemeyen sabit kıymetlere ilişkin amortismanlar, müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır.

8- İstisna kapsamındaki kazançların kar payı olarak dağıtılması halinde %15 oranındaki kar dağıtım stopajı ödenecektir.

Yönetici şirketler dahil olmak üzere bölgede faaliyet gösteren kurumların, bu bölgelerde elde ettikleri kazançları dağıtmaları halinde, dağıtılan kâr payları üzerinden elde edenin hukuki niteliğine göre Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 30 uncu maddesinin üçüncü ve altıncı fıkraları uyarınca vergi kesintisi yapmaları gerekmektedir.

 


Kaynak: Kurumlar Vergisi Kanunu, KVK Genel Uygulama Tebliği,
Yasal Uyarı: Bu yazıdaki bilgiler sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen bilgilerden yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karen Audit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgilerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Devamını oku

Veraset ve İntikal Vergisi İle İlgili Açıklamalar

Vefat eden kişinin varislerinin bu yolla kendilerine intikal eden varlıklar için bazı vergisel yükümlülükleri vardır. Bu özet bilgilendirme yazısında bu yükümlülüklerin ve yapılması gereken işlemlerin neler olduğuna dair özet bilgiler verilecektir.

Özet bilgilerin verilmesinde konu hakkında literatür taraması yoluyla edinilen bilgilerin aktarılması yöntemi uygulanacaktır.


ÖZET

-Mirası kabul eden varisler tarafından vergi dairesine veraset ve intikal vergi beyannamesi verilmesi gerekmektedir. Beyannameler elektronik ortamda verilebilmektedir.

-Veraset İlamı/Mirasçılık belgesi noterden veya mahkemeden alınabilir.

-Veraset yoluyla intikal eden malların, evlatlıklar da dahil olmak üzere çocuklar ve eşten her birine düşen miras paylarının (2021 yılı için) 334.534 TL’sı, eşin yalnız başına mirasçı olması halinde ise kendisine isabet eden miras payının (2021 yılı için) 669.479 TL’sı VİV’den istisnadır. İstisna olması beyanname verme zorunluluğunu kaldırmaz. Her hal ve şartta VİV beyannamesi verilmelidir.

-Ölüm Türkiye’de meydana gelmiş ise ölüm tarihinden itibaren, mükelleflerin Türkiye’de bulunmaları halinde dört, yabancı bir ülkede bulunmaları halinde altı ay içinde VİV beyannamesi verilmelidir.

-Veraset ve intikal vergisinin matrahının tespitinde vefat edene ait borç ve masrafların indirilmesi mümkündür.

-Veraset ve intikal vergisi, tahakkukundan itibaren üç yılda her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere toplam altı eşit taksitte ödenir.

-Örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü, drahomaların (Gayrimenkuller hariç) VİV’den istisnadır.


 

Hangi olaylar veraset ve intikal vergisine tabidir?

Bir kişinin ölümü üzerine, sahibi bulunduğu menkul ve gayrimenkul mallarla bütün hak ve alacaklarının mirasçılarına intikali veraset ve intikal vergisine tabidir. Öte yandan, malların herhangi bir suretle ivazsız (karşılıksız) bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikali halinde de veraset ve intikal vergisi ödenmesi gerekmektedir.

Veraset ve intikal vergisi beyannamesi nereye verilir?

Veraset ve intikal vergisi beyannamesi;

– Veraset yoluyla intikallerde ölen kimsenin, ivazsız intikallerde tasarrufu yapan kişinin ikametgâhının, tüzel kişilerde ve diğer teşekküllerde bunların merkezlerinin bulunduğu yerdeki vergi dairesine,

– Muris veya tasarrufu yapan kişinin ikametgâhı yabancı bir ülkede ise bunların Türkiye’deki son ikametgâhının bulunduğu yer vergi dairesine,

– Mükellefin yabancı memlekette bulunması halinde beyanname, mükellefin bulunduğu yerdeki Türkiye Konsolosluğuna, verilir. Ancak, muris veya tasarrufu yapan şahsın Türkiye’de hiç ikamet etmediği veya son ikametgâhının tespit olunamadığı takdirde veraset ve intikal vergisi beyannamelerinin, veraset yoluyla veya sair surette ivazsız tarzda intikal eden malın bulunduğu veya mükelleflerin ikametgâhlarının bağlı bulunduğu yer vergi dairesine verilebilir.

Beyannameler ilgili vergi dairelerine bizzat elden verilebileceği gibi taahhütlü olarak posta ile de
gönderilebilir.

Ayrıca veraset ve intikal vergisi beyannamelerinin elektronik ortamda interaktif vergi daireleri aracılığıyla gönderilmesi de mümkün bulunmaktadır.

Veraset ve intikal vergisi beyannamesine eklenecek belgeler nelerdir?

İntikal eden malların çeşidine göre hazırlanması gereken belgeler

-Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) (Noterden veya mahkemeden alınmaktadır)

-Vasiyetname, miras mukavelenamesi,

-Borç ve masraflara ait belgeler,

-Ticari bilanço ve gelir tablosu,

-Gayrimenkuller için, tapunun fotokopisi ve emlak vergisi değerini gösteren ilgili belediyeden alınmış bir belge,

– Ölüm ve Mirasçılık Bildirimi; Bu bildirim formu, veraset ve intikal vergisini tarha yetkili vergi dairelerinden alınıp doldurulduktan sonra, ölenin son ikametgâhının bağlı olduğu muhtarlığa tasdik ettirilmesi zorunludur. (Murisin Türkiye’deki son ikametgâhı bilinmiyor ise söz konusu belge aranılmayacaktır.),

* Mirasçılık belgesi, 01.10.2011 tarihine kadar yalnızca sulh hukuk mahkemesinden alınırken, 6217 sayılı İdari Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1512 sayılı Noterlik Kanununda yapılan değişiklik sonucunda, 01.10.2011 tarihinden itibaren mirasçılarca sulh hukuk mahkemesinin yanı sıra noterlerden de alınabilmektedir.

Veraset yoluyla veya diğer suretle meydana gelen intikallerde intikal eden malların değerleri toplamı istisna haddi altında kalırsa beyanname verilir mi?

Veraset yolu ile meydana gelen intikallerde intikal eden malların değerleri toplamı istisna haddi altında kalsa dahi beyanname verilmesi zorunludur. Diğer suretle meydana gelen ve değerleri toplamı istisna hadlerinin altında kalan ivazsız intikaller için beyanname verilmez.

2021 Yılı için veraset ve intikal vergisinde istisna tutarları nelerdir? 

Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinde yer alan istisnalar aşağıda belirtilmiştir:

– Veraset yoluyla intikal eden ev eşyası ile murise ait kişisel eşyalar ve aile hatırası olarak korunan tablo, kılıç, madalya gibi eşyalar,

– Veraset yoluyla intikal eden malların, evlatlıklar da dahil olmak üzere çocuklar ve eşten her birine düşen miras paylarının (2021 yılı için) 334.534 TL’sı, eşin yalnız başına mirasçı olması halinde ise kendisine isabet eden miras payının (2021 yılı için) 669.479 TL’sı,

– Örf ve adete göre verilmesi gelenek olmuş hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahomalar (gayrimenkuller hariç),

– Bütün sadakalar,

– İvazsız suretle vaki intikallerin (2021 yılı için) 7.703 TL’sı,

– Para ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerin (2021 yılı için) 7.703 TL’sı,

vergiden istisnadır.

Yukarıda belirtilen istisna tutarları, 2021 yılı için geçerli tutarlar olup, bu tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle dikkate alınmaktadır.

Veraset ve intikal vergisi beyannamesi ne zaman verilir?

Veraset yoluyla meydana gelen intikallere ilişkin veraset ve intikal vergisi beyannamesi;

-Ölüm Türkiye’de meydana gelmiş ise ölüm tarihinden itibaren, mükelleflerin Türkiye’de bulunmaları halinde dört, yabancı bir ülkede bulunmaları halinde altı ay içinde,

-Ölüm yabancı bir memlekette meydana gelmiş ise mükelleflerin Türkiye’de bulunmaları halinde altı, ölen kişinin bulunduğu ülkede bulunmaları halinde dört, murisin bulunduğu ülke dışında yabancı bir ülkede bulunmaları halinde sekiz ay içinde,

-Gaiplik halinde, gaiplik kararının ölüm siciline kaydolunduğu tarihi izleyen bir ay içinde,

-İvazsız intikallere ilişkin veraset ve intikal vergisi beyannamesi; malların hukuken iktisap edildiği tarihi izleyen bir ay içinde,

-Gerçek veya tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarında, yarışma ve çekiliş ile müsabakaların yapıldığı günü takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar

verilir.

Veraset ve intikal vergisi ne zaman ödenir?

– Veraset ve intikal vergisi, tahakkukundan itibaren üç yılda her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere toplam altı eşit taksitte ödenir.

– Gerçek veya tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarında, yarışma ve çekiliş ile müsabakaların yapıldığı günü takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar ödenir.

 Veraset ve intikal vergisi nasıl hesaplanır?

Veraset ve intikal vergisinin oranı, 7338 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde belirlenmiştir. Vergi tarifesi aşağıdaki gibidir. (2021 yılı için)

 

Matrah

 

Verginin Oranı (%)

Veraset Yoluyla İntikallerde İvazsız İntikallerde
İlk 380.000 TL için 1 10
Sonra gelen 900.000 TL için 3 15
Sonra gelen 1.900.000 TL için 5 20
Sonra gelen 3.600.000 TL için 7 25
Matrahın 6.780.000 TL’yi aşan bölümü için 10 30

Bir şahsa, ana, baba, eş ve çocuklarından (evlatlıktan evlat edinenlere yapılan ivazsız intikaller hariç) ivazsız mal intikali halinde vergi, ivazsız intikallere ilişkin tarifede yer alan oranların yarısı uygulanarak hesaplanır.

Veraset ve intikal vergisinden tenzil olunabilecek borçlar ve masraflar nelerdir?

Veraset ve intikal vergisinin matrahının tespitinde aşağıda yazılı borç ve masrafların indirilmesi mümkündür.

1. Veraset yoluyla meydana gelen intikallerde, murisin geçerli belgelere dayanan borçları ile vergi borçları,

2. Diğer suretle iktisaplarda (ivazsız intikallerde) malın aynına (kendisine) ait borçlarla vergi borçları (Hibe edilen mala isabet eden borçları hibe eden üstlenmiş ise bu borçlar indirilmez),

3. Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallardan yabancı memleketlerde bulunanlara isabet eden borçlar ile yabancı memleketlerde bu mallar dolayısıyla ödenen veraset ve intikal vergileri (Ancak, söz konusu borçlar ve vergiler beyan edilen malların değerini geçemez),

4. Cenazenin donanımı ve gömülmesi için yapılan giderler.
Bu borç ve masrafların matrahın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi için, mükelleflerin bunları beyannamenin ilgili bölümünde göstermeleri ve bunlara ilişkin geçerli belgeleri beyannameye eklemeleri
zorunludur.

İhtilaflı Borçlar

Vefat edenin sağlığında icra dairesine veya mahkemeye intikal etmiş ve takip edilmekte olan alacak ve borçlarının beyannamede açıkça gösterilmesi şarttır. Bu alacak ve borçların vergileri tahakkuk ettirilerek tahsisleri icra dairesi veya mahkemenin vereceği kesin karar veya hüküm sonucunda bekleme durumuna geçecek şekilde tecil olunur. Bu tecil her ne suretle olursa olsun, hiçbir zaman on seneden fazla devam edemez.

Engellilik indiriminden faydalanılarak alınan araç sahibinin vefatı nedeniyle yapılacak işlemler 

Vefatı ile kendisine ait aracın veraset yoluyla intikali ve mirasçılardan birinin miras hissesini diğer mirasçılardan birine bağışlaması veraset ve intikal vergisine tabi bulunmakta ve veraset ve intikal vergisi beyannamesinin yukarıda belirtilen sürelerde ilgili vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.

MTV Kanununun 4′ üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, sakatlık dereceleri % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malûl ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtların motorlu taşıtlar vergisinden istisna olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Malul ve engelli adına kayıt ve tescilli olan motorlu taşıtların, motorlu taşıtlar vergisinden istisna olması için; engellilik derecesi % 90 ve üstü olan malul ve engellilerin taşıtlarında özel tertibat yapılmasına gerek bulunmamakta, ancak engellilik derecesi % 90’dan az olan malul ve engelli taşıtlarının, bizzat kullanacak olan malul kişinin engeline uygun özel tertibatlı hale getirilmesi gerekmektedir.

Buna göre vefat eden engellilik derecesi % 90 ve daha fazla olan olan kişinin kayıt ve tescilli araç nedeniyle motorlu taşıtlar vergisi istisnasından faydalanılabilmesi için aracın adına tescil edilecek kişinin malul ve engelli olmasının yanı sıra Tebliğ’deki şartları taşıması ve belirtilen belgelerle ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müracaat edilmesi gerekmektedir.

Muristen mirasçılara sadece bir aracın intikal etmiş olması, bundan başka mirasçılara intikal etmiş başka bir mal bulunmaması halinde, aracın miras hisselerinin tekbir mirasçıya devredilmesinin, devralan mirasçı açısından (kendi miras hissesine karşılık gelen kısmı hariç olmak üzere) “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu işlemin, bir ivaz karşılığında yapılmasının satım, ivazsız olarak yapılmasının ise bağış olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu şekilde satım veya bağış olarak gerçekleşen devir işleminde Kanunun 15’inci maddesinin 2’nci fıkrasının (a) bendi kapsamında ÖTV uygulanması gerekecektir.

Ancak, muristen mirasçılara intikal etmiş olan terekenin birden fazla mal veya haktan ibaret olması halinde, diğer mirasçıların lehine miras hakkından feragatini gösteren belgenin ibrazı şartıyla istisnadan yararlanılmış olan aracın lehine feragat edilen mirasçıya intikalinin, “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu durumda istisnadan yararlanılan aracın bu şekilde varise intikali ve murisin istisnadan yararlandığı tarihten itibaren 5 yıllık sürenin bitimine kadar varis adına kayıt ve tescilli kaldıktan sonra satışında da ÖTV uygulanmayacaktır.

Gayrimenkuller hariç olmak üzere örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahomalarda veraset ve intikal vergisi istisnasının bulunup bulunmadığı  (Özelge: 20/08/2013- 97895701-160.01.03[3-2013/5-1.23.4403]-1287)

338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 4 üncü maddesinin (c) fıkrasında; “Örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü, drahomaların (Gayrimenkuller hariç);” veraset ve intikal vergisinden müstesna tutulacağı hükme bağlanmış olup maddede sayılan istisnaya konu mallar için bir limit bulunmamaktadır.

Öte yandan, 4 üncü maddenin (c) fıkrasının gerekçesinde de, içtimai hayatta büyük yeri olan cihaz, yüzgörümlüğü, hediye ve drahoma gibi bazı intikalleri de örf ve ananelerimizin zaruri bir icabı olarak, vergi mevzuunun dışında bırakıldığı, bu istisnayı miktar itibariyle tahdidetmekte bir fayda görülmediği, zira öncelikle olayın tespiti güç olduğu gibi aile arasında verilip alınan hediye, cihaz veya drahomanın taksimi suretiyle istisna içinde bırakılmasının da mümkün olduğu, fıkrada muvazaa imkanlarına yol açmamak üzere bu kabul iktisaplar için muayyen ve tahdidi bir miktar belirtilmemiş, sadece büyük intikalleri kavrayabileceğini nazari itibara alınarak parantez içinde gayrimenkullerin bu istisnanın dışında bırakıldığı belirtilmiştir.

Ayrıca, 1 Seri No.lu Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde de, tescile tabi olsun olmasın, örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahomalar vergiden istisna edilmiş ve yalnız bu mahiyette verilen gayrimenkuller bu hükmün dışında bırakılmıştır. Buna göre, hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahoma adıyla verilen gayrimenkullerden dolayı ilgililer adına vergi tarh olunacağı açıklanmıştır. Örf ve ananelerimiz gereği verilen cihaz, yüzgörümlüğü, hediye ve drahomalar genellikle kıymet itibarıyla yüksek olmamakta ve esas itibarıyla bir servet intikaliyle sonuçlanmamaktadır. Bu nedenle, değeri yüksek olan bu nevi hediyelerin örf ve ananeler içinde olup olmadığı hususu değerlendirilerek veraset ve intikal vergisine tabi tutulabilecektir.

Öte yandan, konuya ilişkin olarak İzmir Vergi Dairesi Başkanlığınca verilen 26/3/2013 tarih ve 176 sayılı yazıda, kızınıza verdiğiniz 400 bin Amerikan doları tutarındaki hediye, örf ve adete göre verilmesi mutat bulunan hediye kapsamında değerlendirilmediğinden veraset ve intikal vergisinden istisna  edilmeyerek vergiye tabi tutulacağı yönünde görüş yer almaktadır. Diğer taraftan 7338 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (d) fıkrasında belirtilen istisna tutarının verginin matrahından indirilebileceği mümkün bulunmaktadır.

 

 

Ali KARAKUŞ

SMMM, Bağımsız Denetçi

14 Ekim 2021

info@karenaudit.com

 


Kaynaklar: Gelir İdaresi Başkanlığı, 7338 Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, VİV Özelgeler,
Yasal Uyarı: Bu yazıdaki bilgiler sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen bilgilerden yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karen Audit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgilerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Devamını oku

Şirketin kuruluş ana sözleşmesinde faaliyet olarak birden fazla sektör seçilebilir

Limited veya anonim şirketlerin ana sözleşmelerinde bulunması zorunlu olan bilgilerden biri de faaliyet alanlarıdır.  Faaliyet konuları kuruluş ana sözleşmesinde Amaç-konu başlığı atında belirtilmektedir.

Gerek limited şirket gerekse anonim şirketler kuruluş ana sözleşmelerinde birden fazla sektöre yer verebilir. Ana sözleşmede birden fazla sektörün yazılması, süreklilik arz edecek şekilde tüm yazılan faaliyet alanlarında iş yapma zorunluluğunu doğurmaz. (Kelime TDK Genel Sözlüğüne göre “limitet” olarak görünüyor ancak Türk Ticaret Kanunu’ndaki yazılışı ve genel  kullanımı “limited” şeklinde olduğu için bu yazıda bu şekilde ki kullanımı tercih edilmiştir)

Kuruluş sırasında belirtilen iş kollarından bazılarında ilerleyen dönemlerde hiç faaliyette bulunulmamasının da herhangi bir yaptırımı yoktur. Bununla ilgili herhangi bir yere bilgi verme zorunluluğu da bulunmamaktadır.

Kuruluş sırasında şirketin faaliyet alanları birden fazla olarak belirlenebilir NACE (Nomenclature des Activités Économiques dans la Communauté Européenne-Tüm Ekonomik Faaliyetlerin Uluslararası Standart Sanayi Sınıflaması) kodu sadece bir sektör için seçilebilmektedir. Bu nedenle kuruluş sırasında NACE kodunun şirketin asıl veya ağırlıklı faaliyet alanı göz önüne alınarak seçilmesi gerekmektedir.

Şirketin faaliyet alanlarından en az birinin şirket unvanında belirtilmesi zorunludur.  Şirket unvanının en az bir sektör adı belirtilmeden kullanılması mümkün değildir. Örnek olarak; ABC Ticaret Limited Şirketi şeklinde bir unvan kullanılmasına mevzuat izin vermemektedir. Unvanda Ticaret kelimesi sektör olarak değerlendirilmemektedir. Örnekteki unvan  ABC Yazılım Ticaret Limited Şirketi şeklinde olursa sektör adı olarak yazılım eklendiği için kullanılabilecektir.

Kullanılmak istenen unvanda sektör belirtilmesine rağmen unvan daha önce başka bir şirket tarafından kullanılmışsa aşağıdaki örneklerde yer alan formüle göre unvanda değişiklikler yapılmalıdır.

Örnek-1: “A İnşaat Otomotiv Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “A İnşaat Tekstil Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez.

Örnek-2: “B İnşaat Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “B Turizm İnşaat Sanayi Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilebilir.

Örnek-3: “C Turizm Limited Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “C Turizm Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez.

icaret unvanında yer alan ibareler kamu düzenine, ulusal çıkarlara ve ahlaka aykırı olamaz, kültürel ve tarihi değerleri zedeleyecek şekilde belirlenemez.

Yine Türkiye’de kurulacak şirkettin ticaret unvanına “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Milli” kelimeleri yalın, sade ve eksiz olarak; Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilir. Bu ibarelerin Türk Ticaret Kanununun 41 ve 42 nci maddeleri uyarınca ticaret unvanında kullanılması zorunlu olan gerçek kişinin ad veya soyadında yer alması halinde Bakanlar Kurulu kararı aranmaz.

Anonim ve limited şirketlerin ticaret unvanında işletme konularından en az birinin yer alması zorunludur. İşletme konusunu gösteren ibarelerde kısaltma yapılamaz. Başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olacak şekilde kurulacak anonim şirketlerin unvanında “holding” ibaresine yer verilmesi zorunludur.

Ticaret unvanında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilir, ülke adlarının unvanda kullanılabilmesi için ise o ülkenin yetkili makamlarından izin alınması gerekir. Örneğin şirket unvanı “ABC İstanbul Yazılım Limited Şirketi” olarak belirlenebilirken “ABC Türkiye Yazılım Limited Şirketi”  olarak kullanılması Bakanlar Kurulunun iznine tabidir.

İşletme konusu ile şirket türünü gösteren ibareler Türkçe olmak kaydıyla ticaret unvanı serbestçe belirlenebilir. Kök unvanda yabancı isim kullanılabilir. Örnek olarak ABC Big Trend Yazılım Limited Şirketi unvan olarak kullanılabilir. Ancak unvan ABC Big Trend Software Limited Liability Co. olarak tecil edilemez.

Ticaret unvanında yer alacak ibareler, tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte ve gerçeğe aykırı olamaz.

Ali KARAKUŞ

SMMM, Bağımsız Denetçi
13 Ekim 2021

info@karenaudit.com

 

 

 

Devamını oku

Stok Affı özet bilgiler

(İşletme Kayıtlarının Düzeltilmesi)

1- Sadece emtialar için mi stok affı yapılabilecek

7326 sayılı Kanunun 6/1 maddesi ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan

-Emtia

-Makine

-Teçhizat ve demirbaşlarını

yasal kayıtlarına almak suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirme imkânı sağlanmıştır.

 

2- Hangi mükellefler stok affından yararlanabilir?

Mükelleflerin kayıtlarda bulunmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların yasal kayıtlara intikal ettirilmesine imkân veren düzenleme, bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır.

Uygulama kapsamına; 

-Serbest meslek erbabı,

-Ferdi ticari işletmeler (şahıs firmaları)

-Adi ortaklıklar,

-Kollektif şirketler,

-Adi komandit şirketler

-Sermaye şirketleri,

-Kooperatifler,

-İktisadi kamu kuruluşları,

-Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler

-İş ortaklıkları

dâhil bulunmaktadır.

 

3- Stok affına ilişkin bildirim hangi tarihe kadar yapılabilir?

Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarını 30 Eylül 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar KDV yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine bildireceklerdir. Bildirimin ekinde envanter listesi olmayan beyannameler kabul edilmeyecektir.

4- Bildirilen kıymetlerin değerine ne yazılacaktır?

Bu kıymetler, bildirim tarihindeki rayiç bedelle değerlenmek suretiyle envanter listesinde gösterilecektir.

Rayiç bedel, o kıymetin değerleme günü itibarıyla normal alım satım bedelidir. Dolayısıyla bu bedel, mükellefin kendisi tarafından bizzat tespit edilebileceği gibi bağlı olduğu meslek kuruluşuna da tespit ettirilebilecektir. Bildirilen kıymetler yasal kayıt süresi içerisinde kayıtlara intikal ettirilecektir.

5- Sadece ticari mallar için mi stok affından yararlanılacak?

Bu madde hükmüne göre bildirilecek emtia;

– Alım satım işletmelerinde satışa hazır malları,

– İmalatçı işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı mamul ve mamul malları

ifade etmektedir.

 

6- İnşaat firmaları daire ve dükkanlar için stok affından yararlanabilir mi?

Aynı şekilde inşaat işletmelerinin (yıllara sari inşaat ve onarım işi, kat karşılığı veya kendi adlarına inşaat yapıp satanlar) varsa inşa edilen ve emtia niteliğindeki taşınmazları (daire, dükkan vb.) ile üretimde kullandıkları demir, çimento, tuğla gibi ilk madde ve malzemelerini veya yarı mamullerini de bildirmeleri mümkündür.

Beyan edilecek olan kayıt ve tescile tabi kıymetler, kayıt ve tescil için kullanılan bilgiler (numara, harf, işaret, marka vb.) belirtilmek suretiyle envanter listesinde beyan edilecektir. Kayıt ve tescile ilişkin gerekli bilgileri içermeyen kıymetlerin, beyandan önce ilgili kamu idarelerine başvurularak kayıt ve tescil ettirilmesi ve alınan kayıt ve tescil bilgileri ile beyan edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kıymetlerin satışına ilişkin olarak düzenlenecek belgelerde kayıt ve tescil bilgilerine de yer verilecektir

7- Stok affı kapsamında bildirilen mallar için amortisman ayrılabilir mi? 

Kayıtsız mal bildiren mükellefler, bu malları satmaları hâlinde, defterlere kaydedilecek satış bedeli kayıtlı değerinden düşük olamayacaktır. Gerçek satış bedelinin kayda alınan bedelden düşük olması hâlinde, kazancın tespitinde kayıtlı bedel dikkate alınacaktır.

Bildirime dâhil edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için amortisman ayrılmayacaktır. 

8- Stok affı kapsamında bildirilen kıymetler için ödenecek vergi nedir?

7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri uyarınca mükelleflerin kendilerince veya ilgili meslek kuruluşlarınca belirlenecek rayiç bedel üzerinden beyan edilerek kayıtlara intikal ettirilecek makine, teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden tabi oldukları oranın yarısı, teslimleri KDV’den istisna bulunan basılı kitap ve süreli yayınlar için %4 oranı esas alınmak suretiyle KDV hesaplanarak, örneği bu Tebliğ ekinde yer alan (Ek:18 ve Ek:19) KDV stok beyanına ilişkin beyanname ve envanter listesi, kağıt ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda sorumlu sıfatıyla verilecektir. Söz konusu beyan, en geç 30 Eylül 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar yapılacak ve tahakkuk edecek vergi de aynı süre içinde ödenecektir. 

Örnek 1- Mükellef (A) kayıtlarında yer almayan emtia dolayısıyla beyanname ve eki envanter listesini 12/9/2021 tarihinde vermiştir. Mükellef (A), söz konusu beyannameye göre tahakkuk eden vergiyi en geç Kanunun 6 ncı maddesinden yararlanma süresinin son günü olan 30/9/2021 tarihine kadar ödeyebilecektir.

KDV beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, söz konusu beyannameyi ve envanter listesini de 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.

9- Bildirilen kıymetler ÖTV’ye tabiyse ÖTV için ayrıca bir bedel ödenecek mi?

7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre beyan edilecek özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarları, aynı fıkranın (c) bendi uyarınca beyan edilecek KDV matrahını oluşturan rayiç bedelin tespitinde dikkate alınmış olacağından, bu şekilde beyan edilen ÖTV’nin KDV matrahına ayrıca dâhil edilmesi söz konusu değildir.

10- KDV’den istisna tutulan kıymetler için stok affı yapılabilir mi? 

Teslimleri KDV’den müstesna olan emtia (basılı kitap ve süreli yayınlar hariç), makine, teçhizat ve demirbaşlarla ilgili olarak bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.

11- Stok affı kapsamında ödenen KDV, 1 no.lu KDV beyanında indirim konusu yapılabilir mi? 

Beyan edilen emtiaya (basılı kitap ve süreli yayınlar dâhil) ait hesaplanarak ödenen KDV, 1 No.lu KDV Beyannamesinde genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir. 

Ancak, kayıtlarda yer almayan makine, teçhizat ve demirbaşların rayiç bedeli üzerinden hesaplanarak ödenen KDV’nin indirimi mümkün olmayıp, bu tutar, verginin ödendiği yılın gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının belirlenmesinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

12- Stok affından yararlananlara stok uyumsuzluğu nedeniyle sonradan ceza kesilir mi?

3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; fiili ya da kaydî envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun tespiti hâlinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa uğratılan KDV’nin, belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu uygulamaya göre yapılan tarhiyata da vergi ziyaı cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentlerine göre, kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar için yukarıda (a) bölümünde belirtilen şekilde sorumlu sıfatıyla KDV beyan eden ve ödeyen mükellefler bakımından 3065 sayılı Kanunun söz konusu hükmü uygulanmayacaktır.

Buna göre, söz konusu hüküm kapsamında beyanda bulunan mükelleflere, 3065 sayılı Kanunun (9/2) maddesi hükmü uyarınca belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle malın emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re’sen tarhiyat yapılmayacaktır.

13- Beyan Edilerek Ödenen KDV’nin İade Konusu Yapılıp Yapılamayacağı 

3065 sayılı Kanunun 29/2 ve 32 nci maddeleri uyarınca, söz konusu maddelerde belirtilen işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler, indirim yoluyla telafi edilememeleri hâlinde iade konusu yapılabilmektedir.

Bu çerçevede, 7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinden faydalanarak, kayıtlarda yer almayan emtia dolayısıyla hesapladıkları KDV’yi bu Tebliğin (VI/A-4) bölümünde belirtildiği şekilde beyan edip ödeyen ve bu vergiyi indirim hesaplarına intikal ettiren mükellefler tarafından, beyana konu emtianın, 3065 sayılı Kanun uygulamasında iade hakkı tanınan işlemlerde kullanılması durumunda, beyan edilerek ödenen ve indirim hesaplarına alınan söz konusu verginin yüklenilen verginin hesabında dikkate alınması ve dolayısıyla iade konusu yapılması mümkün bulunmaktadır. Ancak 7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında teslimleri KDV’den istisna bulunan basılı kitap ve süreli yayınlar için beyan edilen, ödenen ve indirim konusu yapılan KDV’nin iade konusu yapılması mümkün değildir.

Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle bahse konu uygulama kapsamında beyan edilerek sorumlu sıfatıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün olmadığından, bu verginin iadesi de söz konusu olmayacaktır. 

14- ÖTV Kapsamındaki Mallar İçin ÖTV’nin Beyanı ve Ödenmesi 

7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendiyle, ÖTV’nin konusuna giren malları bu madde kapsamında beyan eden ve alış belgelerini ibraz edemeyen mükelleflerin, bu malların beyan tarihindeki miktarı ve emsal bedeli üzerinden geçerli olan ÖTV’yi 30 Eylül 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ayrı bir beyanname ile beyan ederek aynı süre içinde ödemeleri hâlinde, bu mallar bakımından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmünün uygulanmaması öngörülmüştür. Bu şekilde beyan edilerek ödenen ÖTV için vergi cezası kesilmeyecektir.

Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu hâlde kayıtlarında yer almayan mallardan 4760 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı listelerde yer alanlar için, beyan tarihindeki miktarları ve emsal bedelleri ile uygulanmakta olan vergi oranı, maktu ve asgari maktu vergi tutarlarını dikkate alarak, bu Tebliğin ekindeki (Ek:20) beyannameyi kağıt ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda düzenleyecek ve 30 Eylül 2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar ÖTV (ÖTV mükellefiyeti bulunmayan ithalatçılar KDV) yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine verecek, hesaplanan ÖTV’yi de bu süre içinde ödeyecektir. 4760 sayılı Kanun ekindeki her bir liste [(II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi araçların her biri] için ayrı beyanname verilecektir. 

15- Beyan Edilen Kıymetlerin Muhasebe Kayıtlarına İntikali 

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, aktiflerine intikal ettirdikleri emtia için ayrı; makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte karşılık hesabı açacaktır.

Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi hâlinde, sermayenin unsuru sayılacak ve vergilendirilmeyecektir.

Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar ayrıca envantere kaydedilecek ve ayrılan karşılık birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise beyan ettikleri emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydedeceklerdir.

 

Ali KARAKUŞ

SMMM & Bağımsız Denetçi

20.9.2021

 


Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karenaudit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Devamını oku

Türkiye’de kurulacak limited şirketin ortaklık yapısı nasıl olmalı?

Teknolojinin öncülüğünde çok hızlı bir değişim içinde olan dünyada var olmak ve gelişen piyasalarda kendine yer edinmek isteyen ülkeler, yabancı yatırımcı nezdinde tercih edilebilir olmak için yatırım ortamını iyileştirmek amacıyla sürekli bir şekilde iç düzenlemelerini güncel tutmaya gayret ediyor.  Türkiye de hem yerel yatırımcıları teşvik etmek hem de yabancı yatırımcıları kendi ülkesine çekmek için mevzuatını düzenli aralıklarla uluslararası düzenlemelere uygun hale getiriyor. Bunların başında şirket kuruluşları ile ilgili yapılan düzenlemeler geldiğini söyleyebiliriz.

Genel olarak; Türk yatırımcı ile yabancı yatırımcı arasında şirket kuruluşları, vergi ve sosyal güvenlik uygulamaları arasında bir fark olmadığını söyleyebiliriz. Yani vergi oranları ve hesaplama yöntemleri Türk vatandaşları ve yabancı uyruklu kişiler için aynı oranda uygulanıyor.

Bu yazımızda Türkiye’de kurulacak bir limited şirketin ortaklık yapısı hakkında kısa bilgiler vereceğiz.

Öncelikle ortak sayısında dair düzenlemelerden bahsedelim. Türkiye’de kurulacak limited şirketin en az bir ortağının olması gerekiyor.

Ortak sayısındaki üst sınır 50 kişidir. Yani limited şirketin en az 1 ve en fazla 50 ortağı olabilir. 50’den fazla ortakla kurulacak veya ortaklık sayısı sonradan 50 kişinin üzerine çıkacaksa şirket türünün anonim şirkete çevrilmesi gerekiyor.

Türkiye’de kurulacak limited şirketin tek veya birden fazla ortağının tamamı yabancı uyruklu olabilir. Bazı ülkelerde uygulandığı gibi yabancı ortağın yanında Türk ortak zorunluluğu gibi kısıtlayıcı bir uygulama Türkiye’de bulunmamaktadır.

Limited şirketin yabancı uyruklu ortağı veya ortaklarının biri veya tamamı gerçek kişi olabileceği gibi yabancı tüzel kişi de olabilir. Yabancı tüzel kişi tek başına Türkiye’deki limited şirketin ortağı olabilir. Aynı zamanda tek başına limited şirketin imza yetkili müdürü de olabilir. Yabancı tüzel kişinin Türkiye’de kurulacak limited şirketin tek başına ortağı ve müdürü olması halinde kendisini temsilen bir gerçek kişi temsilci ataması gerekir. Bu gerçek kişi temsilcisi limited şirketin müdürü olan tüzel kişiyi temsilen imza atacaktır. Temsilci sıfatıyla gerçek kişi tarafından atılacak imzalar müdür olan yabancı tüzel kişiyi bağlayacaktır.

Şirket ortakları istedikleri zaman şirket hisselerini başka gerçek kişi veya tüzel kişiye serbestçe satabilir. Bunun önünde yasal olarak belirlenmiş bir ön şart veya kısıtlayıcı düzenlemeler yoktur. Limited şirket hisse devirlerinin Türkiye’deki noterlerden yapılması ve kayıtlı olunan ticaret sicil memurluğuna bildirilmesi gerekmektedir. Hisse devirleri vekaletname aracılığı vekil ile yapılabilir.

Yerli yatırımcılar ile aynı haklara sahip olan yabancı yatırımcılar için Türkiye’de limited şirket kurmak oldukça kolaydır. Potansiyel genç nüfusu, coğrafi konumu, iklimi, yetişmiş işgücü, yatırımın türü, yeri, sektörü, istihdam yaratma gücü vb. kriterlere göre sağlanan teşvikler Türkiye’yi kendi bölgesinde ön plana çıkarıyor. İyi bir ürünü, nitelikli hizmet ağı ve sürekliliği olan yabancı yatırımcılar için Türkiye’nin birçok fırsatlar barındırdığını söyleyebiliriz.

 

Ali KARAKUŞ
31 Ağustos 2021
info@karenaudit.com
Karen Denetim § Mali Müşavirlik
İstanbul



Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karen Audit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Şirket kuruluşu ve ortaklı yapısına ilişkin sorularınız için: info@karenaudit.com

 

Devamını oku

Kasa affı için son gün 31 Ağustos 2021

9 Haziran 2021 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 7326 Sayılı Yasanın “İşletme Kayıtlarının düzeltilmesi” başlıklı 6’ncı maddesinin 3’üncü bendi ile vergi mükellefleri tarafından kasa affı diye adlandırılan bir düzenleme yapıldı. Uygulamaya yönelik açıklamaların yapıldığı 1 seri no.lu Tebliğ ise 14 Temmuz 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi.

Buna göre bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutlarını 31/8/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilecek.  Özel hesap dönemi kullanan mükellefler ise 2020 yılı içerisinde sona eren hesap dönemlerine ilişkin olarak vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan bilançolarını esas alacaklardır. Buna göre mükelleflerin kanuni süresinden sonra verdikleri düzeltme beyannamelerinin ekinde yer alan bilançoları kasa düzeltmesi kapsamında dikkate alınmayacaktır.

Kasa affından bilanço esasına göre defter tutan limited ve anonim şirketler ve diğer kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabilecek.

Kasa hesabının düzeltmesine ilişkin başvurular için son tarih 31 Ağustos 2021.

Kapsama giren ve düzeltme yapmak isteyen kurumlar vergisi mükellefleri bu tarihe kadar internet vergi dairesi üzerinden ilgili bildirimi (Tebliğ-Ek.22) doldurup elektronik ortamda tahakkuk fişlerini oluşturabilecek. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca, söz konusu beyan kurumlar vergisi mükellefiyeti yönünden bağlı olunan vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.

Kanundan yararlanabilmek için düzeltilecek kasa tutarının %3’ü oranındaki vergi 31 Ağustos 2021 tarihine kadar ödenmelidir. Bu süre içerisinde ödenmeyen vergiler 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammıyla birlikte takip edilecektir.

%3 Oranında ödenecek vergi Tekdüzen Hesap Planındaki “Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar Hesabı”’na kaydedilecektir.

Düzeltilen kasa tutarı, isteğe bağlı olarak bilançonun aktifinde geçici bir hesapta (örneğin 296 hesap) takip edilebilecek veya istenirse yine 689 kodlu “Diğer Olağandışı Gider Ve Zararlar Hesabı”’na kayıt edilebilecektir. Düzeltilecek kasa tutarı kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkat alınmayacak, KKEG olarak işlem görecektir.).

Mükelleflerce kâr dağıtımı yapılması hâlinde, ticari bilanço açısından dağıtılabilir ticari kar tutarı, 7326 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında beyan edilen (Kasa düzeltmesi) ve “689. Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı altında muhasebeleştirilen tutarlar dikkate alınmaksızın tespit olunacaktır. Bir başka ifadeyle kasa düzeltmesi tutarı ve %3’lük verginin 689 kodlu hesaba atılması nedeniyle oluşan durum, kar dağıtımı hesabında dikkate alınmayacaktır.

Tam tasdik sözleşmesi çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin YMM’ler tarafından rapor düzenlenmiş bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 7326 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmünden yararlanmaları hâlinde, raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin bu işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu aranmayacaktır.

Kasa affına ilişkin örnek

Örnek 6- (ABC) A.Ş.’nin 31/12/2020 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa hesabında 800.000 TL görülmekle birlikte fiilen kasada bulunmayan tutar 780.000 TL’dir. Şirketin dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan 30/7/2021 tarihi itibarıyla kasa hesabının mevcudu 1.000.000 TL’dir.

 

ABC A.Ş.’nin her ne kadar beyan tarihi olan 30/7/2021 itibarıyla kasa mevcudu 1.000.000 TL olsa da, 31/12/2020 tarihli bilançosu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var olan kasa mevcudu içinde fiilen kasada bulunmayan tutarları esas alacak, bu tutarın 780.000 TL olması nedeniyle, bu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi sonu olan 31/8/2021 tarihine kadar ödeyecektir.

Bu çerçevede;

Beyan tutarı         : ……………………………… 780.000 TL

Hesaplanan vergi: ………………………………..(780.000 TL x %3=) 23.400 TL

Beyanla ilgili muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.

– Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:

__________________________ 30/7/2021 __________________________

 689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE  ZAR.            780.000 TL

(7326 sayılı Kanun 6/3 md.)

(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 100 KASA                                                       780.000 TL

______________________________ / _______________________________

– Verginin hesaplanması:

__________________________ 30/7/2021 __________________________

 689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE  ZAR.                 23.400 TL

(7326 sayılı Kanun 6/3 md.)

(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

     360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR       23.400 TL

_____________________________ / ________________________________

– Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

___________________________ 30/7/2021 __________________________

 950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN            803.400 TL

GİDERLER

 951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN      803.400 TL

GİDERLER ALACAKLI HESABI

_____________________________ / ________________________________

Düzeltilen kasa tutarı olan 780 Bin TL bu örnekte 689 hesapta takip edilmiş olup, İsteğe bağlı olarak 296 nolu geçici hesapta da takip edilebilir.

780.000 TL’nin %3’ü olan 23.400 TL ise 689 kodlu Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar Hesabına kaydedilecektir.

Düzeltilen kasa tutarı olan 780 Bin TL ve %3’lük vergi 23.400 TL Gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında KKEG olarak dikkate alınması için ayrıca nazım hesaplarda takip edilmiştir. 900’lü hesaplar olmak kaydıyla Nazım hesaplardaki kodlar vergi mükelleflerince serbestçe belirlenebilir.

Unutmayın! “Kasa Düzeltmesi” beyannamesinin verilmesi ve ödemenin yapılması için son tarih 31 Ağustos 2021’dir. Kasa düzeltmeleri için tahakkuk eden vergiler için taksitlendirme imkanı bulunmamaktadır.

 

Ali KARAKUŞ
SMMM, Bağımsız Denetçi
İstanbul
27 Temmuz 2021



Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karen Audit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Devamını oku

Yıllık Ücretli İzne Hak Kazanabilmek İçin En Az Bir Yıl Çalışılması Gerekiyor

Yıllık ücretli izinle ilgili yasal düzenleme 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53 ila 61’inci maddeleri arasındaki maddelerde yapılmıştır. Ayrıca 3 Mart 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin yönetmeliği ile yıllık ücretli izinlerin usul ve esasları belirlenmiştir.

Bu yazımızda; İş Kanunu’nda ve Yönetmelikte yapılan açıklamalar ışığında yıllık ücretli izine yönelik temel hususları ve bazı özellikli durumları başlıklar altında ele alacağız.

1- Yıllık ücretli izne hak kazanmak için en az ne kadar süreyle çalışılması gerekiyor?

Yıllık ücretli izne hak kazanabilmek için çalışanın, işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olması gerekiyor. Gelen bazı sorularda deneme süresinin yıllık iznin hesabına dahil olup olmadığı konusunda tereddütler olduğunu anlıyoruz. İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde deneme süresinin de yıllık ücretli izin hesabında dikkate alınacağı açık bir şekilde hüküm altına alındığından bu konu yoruma açık olmayıp, deneme süresinin yıllık ücretli iznin hesabında dikkate alınması gerekmektedir.

2- Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilebilir mi?

Yıllık ücretli izin hakkında vazgeçilmesi veya iş yeri tarafından silinmesi mümkün değildir.

Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara İş Kanunu’nun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz.

Çalışanın yıllık ücretli izin hakkından feragat edemez, yerine parasını isteyemez.

Anayasa’nın 50. maddesi hükmü gereği “……. Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” denmektedir.  Anayasa’nın bu hükmü gereği 4857 sayılı İş Kanunu’ndaki düzenlemeler toplu olarak ele alındığında, kanunlarda sayılan olağanüstü haller dışında çalışanların Hafta Tatili, Ulusal ve Resmi bayramlarda ve Yıllık ücretli izin günlerinde çalışmadan dinlendirilmesi hususunda işverene ve işçiye zorunluluklar getirilmiştir.

Bu kuralın normal koşullardaki istisnası iş sözleşmesinin fesih edildiği sırada varsa kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkına isabet eden ücretinin ödenmesidir. Bunun dışında gerek işverenin işlerin aksamaması için yıllık ücretli izine çıkartmak yerine çalışana iznin ücretini önermesi, gerekse çalışanın gelirini arttırmak amacıyla izne çıkmak yerine parasını istemesi yasal olarak mümkün  değildir.

Kanun, yıllık ücretli izin haklarının çalışan tarafından dinlenme maksatlı kullanılmasını esas almıştır. Yasaya göre işçi ve işveren birikmiş izin haklarını iş akdi devam ederken nakit olarak ödenmesi yönünde birbirlerine teklifte bulunamazlar. Ancak, çalışanın işten istifa etmesi veya işverenin, işçiyi işten çıkarması veya diğer nedenlerle iş akdinin son bulması halinde kullanılmamış izin hakları çalışana nakit olarak ödenmelidir. Burada karıştırılan konulardan biri de işçinin istifa etmesi halinde birikmiş yıllık ücretli izin haklarının ödenip ödenmeyeceğidir. Kullanılmamış yıllık ücretli izin haklarının ödenmesinin işçinin istifa edip etmediği veya iş akdinin işveren tarafından sonlandırılmasının bir önemi yoktur. İş akdi her ne şekilde olursa olsun sona eren çalışanın varsa birikmiş olan yıllık ücretli izin hakları kendisine nakit olarak ödenmelidir. İş akdinin feshi sırasında yapılan bu ödemeler ücret gibi değerlendirilerek üzerinden vergi, SGK primleri kesintileri yapılmalıdır.

3- Yıllık ücretli izin süreleri çalışanın kıdemine göre değişmektedir. 

İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi çalışanın kıdemine yani iş yerindeki toplam çalışma süresine göre belirlenmekte olup şu şekildedir.

İş yerindeki çalışma süresine (kıdemine) göre yıllık ücretli izin süresi;

a) 1 yıldan 5 yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 iş gününden,

b) 5 yıldan fazla 15 yıldan az olanlara 20 iş gününden,

c) 15 yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 iş gününden

Az olamaz

Cumartesi günleri İş Kanunu’nda çalışma günü olarak belirlendiği için yıllık ücretli izin hesabında iş günü olarak hesaba katılır. İşyerinde cumartesi günleri çalışma olup olmamasının yıllık ücretli iznin hesabında önemi yoktur. Hafta tatilinin cumartesi ve pazar günleri iki gün olarak uygulandığı iş yerleri yıllık ücretli izin hesabını cumartesi günü de iş günüymüş gibi yapmalıdır. Yukarıdaki bölümde, işçinin kıdemine göre belirlenen yıllık ücretli izin günleri hesabında cumartesi günü iş günü olarak hesaplanacaktır. Örnek olarak; cumartesi ve pazar günleri çalışmanın olmadığı bir iş yerinde 2 yıllık çalışma süresini dolduran, bu nedenle  14 iş günü yıllık ücretli izin hakkı olan çalışanın 1 Ağustos 2021 tarihinde başlayacak ve 14 iş günü sürecek yıllık ücretli izin süresi aşağıdaki gibi olacaktır.

İzin başlangıcı: 2 Ağustos 2021

İzin günü : 14 iş günü

İş başı tarihi : 18 Ağustos 2021

İşçinin izin dönemine denk gelen 8 ve 15 Ağustos 2021 Pazar günleri 14 iş günü olan izin süresine eklenmiş ve izin süresi 16 takvim günü olarak hesaplanmış (14+2), iş yerinde rutin olarak çalışma olmamasına rağmen 7 ve 14 Ağustos 2021 Cumartesi günleri ise yıllık ücretli izin hesabında iş günü olarak hesaba katılmıştır.

Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri 4’er iş günü artırılarak uygulanacaktır. (4857/53.mad)

18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 iş gününden az olamayacaktır. (4857/53.mad)

Yıllık izin süreleri işveren ile çalışan arasında yapılacak iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir. (4857/53.mad)

4- Yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi

Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Şu kadar ki, bir işverenin İş Kanunu kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde İş Kanunu kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır. İş Kanunu’nun geçerli 4’üncü maddesinde hangi işlerde İş Kanunu’nun geçerli olmadığı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir işçinin aynı işverenin kontrolü altında olan iş yerlerindeki çalışma süreleri yıllık ücretli izin hesabında tek iş yeri olarak ele alınacaktır. Örnek olarak, aynı işverenin kontrolü altındaki bir limited şirkette ve 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2’nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı çanta alım satımı yapılan iş yerinde farklı zamanlarda dönüşümlü ve yarı zamanlı (part-time) çalışan ancak iki yerdeki çalışması kesintisiz olarak devam eden işçinin yıllık ücretli izin süresi tek bir yerde çalışıyormuş gibi hesaplanacaktır.

5- Gelecek yıla ait izin hakkının hesabı hangi tarihten başlar? 

İşçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet yılına doğru hesaplanır. Örnek;

İşe giriş tarihi : 1 Ağustos 2020

Yıllık izne hak kazanılan tarih : 1 Ağustos 2021

İzleyen yıl için izne hak kazanılan tarih : 1 Ağustos 2022

6- Yıllık izin hesabında hesaba katılacak haller 

Yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılan bazı durumlar aşağıda belirtilmiştir.

Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılır:

a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.).

b) Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.

c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler (Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.).

d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla).

e) İş Kanunu’nun Çalışma süresinden sayılan haller başlıklı 66’ncı maddesinde sözü geçen zamanlar.

f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri

g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe göre röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken yarım günlük izinler

h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları, hakem kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul, komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler.

ı) (Değişik: 4/4/2015-6645/35 md.) Ek 2 nci maddede sayılan izin süreleri,

j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65’inci maddedeki kısa çalışma süreleri.

Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla)

Özellikle pandemi döneminde uygulanan Kısa Çalışma Sürelerinin, yıllık ücretli izin hesabında dikkate alınıp alınmayacağı son zamanlarda sıkça merak edilen konulardan biri. İşte İş Kanunu’nun 55’nci maddesine göre KÇÖ’de geçen sürelerin 15 günü yıllık izin hesabında dikkate alınıyor Bu konuda aksi yönde mahkeme kararı da olduğunu belirtip konumuza devam edelim.

k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi.

7- Yıllık ücretli izin bölünebilir mi?

Kural olarak yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez ve iznin kıdeme göre hak edilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur. Ancak Çalışan ve işverenin anlaşması halinde izin süreleri, bir bölümü 10 günden aşağı olmamak üzere bölümler hâlinde kullanılabilir.

Örnek: 

İşçi ile işverenin karşılık anlaşması ile yıllık ücretli izin süresi aşağıdaki şekilde belirlenebilir.

Birinci izin dönemi : 2 Ağustos 2021- 13 Ağustos 2021 (10 iş günü ve 1 pazar)

İkinci izin : 26 Ağustos 2021 (1 İş Günü)

Üçüncü izin dönemi : 31 Ağustos 2021-1 Eylül 2021 (2 İş Günü)

Üçüncü izin : 7 Eylül 2021 (1 İş Günü)

8- Yıl içindeki ücretsiz izinler yıllık izinden düşülebilir mi?

İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez. 

Yıl içinde verilen ücretsiz izinler kullanıldığı dönemdeki aylık ücretten kesilecektir. İşveren, ücretsiz izinler için kesinti yapmayabilir.

9- Yıllık izin süresine denk gelen bayram günleri izin gününden düşer mi?

Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında, izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz. Bir başka deyişle çalışanın yıllık izni bu süreye denk gelen milli ve dini bayram günleri ile diğer yasal tatil günleri kadar uzar.

Bayram ve diğer resmi tatil günleri;

Ulusal Bayram Günü 29 Ekim; 

28 Ekim günü saat 13.00’ten 29 Ekim günü devam eder: 1,5 gün

Resmi bayram günleri şunlardır:

* 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı: 1 gün

* 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür: 1 gün

* 30 Ağustos günü Zafer Bayramıdır: 1 gün

Dini bayram günleri şunlardır:

* Ramazan Bayramı; Arefe günü saat 13.00’ten itibaren: 3.5 gün

* Kurban Bayramı; Arefe günü saat 13.00’ten itibaren: 4.5 gün

Diğer bayram günleri şunlardır:

1 Ocak yılbaşı tatilidir: 1 gün

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü tatilidir: 1 gün

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü: 1 gün

10- Ücretsiz Yol İzni Hakkı

Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde (başkabir şehirde veya başka bir ülkede) geçirecek olanlara talepte bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. Ücretsiz izinler ilgili aydaki ücretten düşülecektir.

İşveren, ayrıca işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.

11- Alt işverenlerin değişmesi durumunda çalışanların yıllık izin haklarında bir kayıp olur mu?

Alt işveren işçilerinden, alt işvereni değiştiği hâlde aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli izin süresi, aynı işyerinde çalıştıkları süreler dikkate alınarak hesaplanır.

Asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek ve ilgili yıl içinde kullanılmasını sağlamakla, alt işveren ise tutmak zorunda olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene vermekle yükümlüdür.

12- Yıllık izin öncesi ücret peşin ödenmelidir. 

Kural olarak işveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.

Yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri de ayrıca ödenmelidir. (4857/57)

13- Yıllık izindeyken başka yerde çalışmak yasaktır

Yıllık ücretli iznini kullanmakta olan işçinin izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi içinde kendisine ödenen ücret işveren tarafından geri alınabilir. (4857/58)

14- Birikmiş yıllık ücretli izin alacağı sadece iş akdi sonlandığında nakit olarak ödenmelidir.

İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.

İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde ihbar süresi ile işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.

15- Yıllık iznin ne zaman kullanılacağını işin nitelik ve özelliğine göre işveren tarafından belirlenir

İşçi, hak ettiği yıllık ücretli iznini kullanmak istediği zamandan en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildirmelidir.

İzin kurulu veya işveren, işçinin istediği izin kullanma tarihi ile bağlı değildir. Ancak, izin sıra ve nöbetleşmesini göstermek üzere söz konusu kurulca düzenlenecek çizelgeler işçinin talebi ve iş durumu dikkate alınarak hazırlanır.

Aynı tarihe rastlayan izin isteklerinde; işyerindeki kıdem ve bir önceki yıl iznini kullandığı tarih dikkate alınarak öncelikler belirlenir.

İşveren veya işveren vekilleri, izin kurulu veya bunun yerine geçenlere danışmak suretiyle işyerinde yürütülen işlerin nitelik ve özelliklerine göre, yıllık ücretli izinlerin, her yılın belli bir döneminde veya dönemlerinde verileceğini tayin edebilir. Bunu işyerinde ilan eder.

Yol izni alanlar bu süreyi kullanmadan işe dönerlerse, işveren bunları anılan sürenin bitiminden önce işe başlatmayabilir.

16- Toplu izin uygulamasına ilişkin açıklamalar

İşveren veya işveren vekili Nisan ayı başı ile Ekim ayı sonu arasındaki süre içinde, işçilerin tümünü veya bir kısmını kapsayan toplu izin uygulayabilir.

Toplu izin uygulamasına gidildiğinde, izin kurulu izin çizelgelerini, toplu izne çıkacak işçiler aynı zamanda izne başlayacak ve çalışanların izin sürelerine ve yol izni isteklerine göre her işçinin izin süresinin bitimini gösterecek biçimde düzenler ve ilan eder.

Toplu izin dönemleri, bu dönemlerde henüz yıllık ücretli izin hakkını kazanmayan işçileri de kapsayacak şekilde belirlenebilir. Şu kadar ki, ertesi yıl veya yıllarda bu toplu izin yönteminin uygulanmaması halinde, bu durumda olanların gelecek yıllık ücretli izne hak kazanacakları tarih, genel esaslara göre belirlenir.

Toplu izin uygulanması halinde işveren veya işveren vekili, işyerinin korunması, işyerindeki araç, gereç, donatım veya makinelerin bakımı, hazırlanması, temizlenmesi veya güvenliğinin sağlanması gibi zorunlu durumlar için yeter sayıda işçiyi toplu izin dışında tutabilir.

Bu durumda olanların yıllık izinleri toplu izin döneminden önce veya sonra diledikleri tarihte verilir.

17- Kısmi süreli çalışanların yıllık ücretli i̇zin hakları nasıl hesaplanır?

Kısmi süreli ya da çağrı üzerine iş sözleşmesi ile çalışanlar yıllık ücretli izin hakkından tam süreli çalışanlar gibi yararlanır ve farklı işleme tabi tutulamaz.

Kısmi süreli ya da çağrı üzerine iş sözleşmesi ile çalışanlar iş sözleşmeleri devam ettiği sürece her yıl için hak ettikleri izinleri, bir sonraki yıl izin süresi içine isabet eden kısmi süreli iş günlerinde çalışmayarak kullanır.

Belirtilen esaslara göre izne hak kazanan kısmi süreli ya da çağrı üzerine çalışan işçilerle tam süreli çalışan işçiler arasında yıllık izin süreleri ve izin ücretleri konularında bir ayrım yapılamaz.

18- Primler yıllık ücretli izin hesabında dikkate alınır mı?

İzin ücretinin belirlenmesinde; fazla çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar ve işyerinin devamlı işçisi olup, normal saatler dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler hesaba katılmaz.

19- Emekli çalışanların yıllık izin hakları aynı mıdır?

4/a, 4/b ve 4/c (Eski adıyla SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı) statülerinin birinden emekli olan kişi İş Kanunu’na tabi bir işyerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren kendisi için SGK’ya normal çalışanlardan ayrı bir şekilde ve Sosyal Güvenlik Destek Primi adı altında prim ödenmektedir.

Yıllık ücretli izin hakların hesabında emekli çalışanlarla (SGDP) normal çalışanlar arasında bir fark yoktur. Deneme süresi dâhil aynı işverene bağlı farklı işyerlerinde de olsa bir yıl çalışmış olan emeklilerin,  normal çalışanlarda olduğu gibi 14 iş günü yıllık izin hakkı vardır.  Ancak emeklinin 50 yaşından büyük olması halinde, izin günü en az 20 iş günü olmalıdır.

20- Kullanılmayan yıllık ücretli izin hakları sonraki yıllara devreder mi?

İşverenlerin hangi nedenle olursa olsun, çalışanların ilgili yıla veya geçmiş yıllara ilişkin birikmiş yıllık ücretli izin haklarını yok etmeye yönelik yapacağı yazılı veya sözlü herhangi bir işlem yasal değildir. Böyle bir durumun ortaya çıkması halinde çalışanın iş akdinin feshinden itibaren 5 yıllık bir zamanaşımı süresini göz önünde bulundurarak yıllık ücretli izin haklarını talep etmek için dava açma hakkı vardır.

İş sözleşmesi devam eden çalışanın varsa birikmiş yıllık ücretli izin haklarının makul sürelerde kullandırılması gerekmektedir.

Ali KARAKUŞ
19 Temmuz 2021
İstanbul



Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karen Audit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Devamını oku

Limited Şirket Unvanında Yabancı İsim Kullanabilirsiniz

Bu yazıda sizlere Türkiye’deki kurulacak limitet şirketlerin uymak zorunda olduğu yasal düzenlemeler hakkında özet bilgi vereceğiz.

Öncelikle Türkiye’de en çok tercih edilen şirket türünün Limited Şirket olduğu belirtelim.

(İkinci en çok tercih edilen şirket türü ise Anonim Şirkettir) Gelir İdaresi Başkanlığının verilerine göre Türkiye’deki faal şirket sayısı 900 bin civarındadır.

1- Limited Şirketler en az bir ve en çok elli ortak ile kurulabilir

Türkiye’de kurulacak olan bir Limited Şirketin en az 1 ortağı olmalıdır. Üst sınırı ise 50 ortaktır. Bir başka deyişle 50’den fazla ortağı olan bir şirket kurmak istiyorsanız Anonim Şirket Kurmayı tercih edebilirsiniz. Çünkü Anonim Şirkette ortak sayısında üst sınır yoktur.

2- Limited Şirketlerde en az bir müdür olmalıdır

Limited şirketin imzaya yetkili kılınmış en az bir müdürü olmak zorundadır.

Limited şirket tek ortak ile kurulacaksa ve bu tek ortak aynı zamanda tek başına imza yetkili müdür olmak istiyorsa bu mümkündür. Yani limitet şirketin tek ortağı aynı zamanda şirketin müdürü olabilir.

İstenirse ayrıca dışarıdan profesyonel müdür de atanabilir.

Şirket müdürlerinin görev süresi sınırsız olarak belirlenebilir. İstenirse müdür belli bir süre için seçilebilir. Müdür belli bir süre için atanırsa görev süresi bittiğinde yeniden seçilebilir.

3- Limited Şirketler en az 10 Bin TL sermaye ile kurulabilir.

Limited Şirketlerin asgari sermaye tutarı 10 Bin TL olmalıdır.

Sermayenin üst sınırı yoktur. 10 Bin TL’den az olmamak üzere istenilen sermaye konulabilir.

Türkiye’de Limited Şirket kuruluşu sırasında konulacak sermayenin bankaya bloke edilme zorunluluğu yoktur.

Şirket ortağı tarafından taahhüt edilen sermaye 24 ay içinde ödenmelidir. İspat kolaylığı bakımından, sermaye ödemelerinin ortakların şahsi banka hesaplarından şirketin banka hesabına yapılması önerilmektedir.

Limited Şirketler kuruluş sonrası istedikleri zaman ve serbestçe belirleyecekleri tutarda sermaye artırımı yapabilirler.

Türkiye’de Limited Şirketlerin her bir sermaye payının 25 TL ve katları şeklinde belirlenmesi zorunludur. Buna göre 10 Bin TL sermaye ile kurulacak limitet şirketin toplam sermaye payı 400 Adet olacaktır (400 Pay x 25 TL = 10.000 TL). Şirketin kuruluş ana sözleşmesinde de pay adedi 25 TL ve katları olacak şekilde belirtilmelidir.

4- Limited Şirket unvanlarından yabancı sözcük kullanılabilir.

Türkiye’deki Limited Şirketler İşletme konusu yani sektör ismi ile Limited Şirket ibaresi Türkçe olmak kaydıyla ticaret unvanını serbestçe belirleyebilir.

Örneğin limitet şirket unvanı “Blue Sea Denizcilik Limited Şirketi” olabilir. Bu örnekte kök unvan “Blue Sea” yabancı dilde belirlenebilir. Sektör ismi olan “Denizcilik” Türkçe olarak kullanıldığı için ve son olarak şirket türü “Limited Şirketi” Türkçe olarak yazıldığı için kanuna ve tebliğe uygundur.

Peki, unvan ne şekilde yazılırsa yanlış olur? Şimdi bunu bir örnekle açıklayalım; Unvanın “Blue Sea Maritime Limited Şirket olarak belirlendiğini varsayalım. Bu unvan bu şekliyle kullanılamaz çünkü sektör adı olan “Maritime” İngilizce olarak yazılmış. Sektör adının Türkçe yazılması halinde yani “Maritime” yerine “Denizcilik” ibaresinin kullanılması halinde unvan geçerli olacaktır.

Limited Şirket ticaret unvanında yer alacak ibareler, tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte ve gerçeğe aykırı olamaz.

Ticaret unvanında yer alan ibareler kamu düzenine, ulusal çıkarlara ve ahlaka aykırı olamaz, kültürel ve tarihi değerleri zedeleyecek şekilde belirlenemez.

Türkiye’de kurulacak bir Limited Şirketin unvanına “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Milli” kelimeleri yalın, sade ve eksiz olarak Bakanlar Kurulu izni olmadan kullanılamaz. Bu ibarelerin Türk Ticaret Kanununun 41 ve 42’nci maddeleri uyarınca ticaret unvanında kullanılması zorunlu olan gerçek kişinin ad veya soyadında yer alması halinde Bakanlar Kurulu kararı aranmaz.

Ticaret unvanında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilir, ülke adlarının unvanda kullanılabilmesi için ise o ülkenin yetkili makamlarından izin alınması gerekir.

Örnek olarak unvan “ABC İstanbul Yazılım Hizmetleri Limited Şirketi” olarak konulabilir. Burada yer adı olan İstanbul izin alınmadan kullanılabilir. Şehirlerin dışında semt ve tarihi yer isimlerine de unvanda yer verilebilir.

Anonim ve limited şirketlerin ticaret unvanında işletme konularından (sektör) en az birinin yer alması zorunludur. İşletme konusunu gösteren ibarelerde kısaltma yapılamaz.

Başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olacak şekilde kurulacak anonim şirketlerin unvanında “holding” ibaresine yer verilmesi zorunludur.

Kamu kurum ve kuruluşları ile ulusal ve uluslararası diğer kuruluşların adları ya da bunları tanımlayan kısaltılmış adları ticaret unvanlarında ek olarak kullanılamaz. Ancak bu kurum ve kuruluşların işlettiği işletmeler ile hissedarı oldukları şirketlerin ticaret unvanlarında kendilerinin adları veya kısaltılmış adları kullanılabilir.

Ticaret sicilinden silinen bir ticaret unvanı, unvanın silinmesine ilişkin ilanın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe başka bir tacir adına yeniden tescil edilemez. 5 yıl geçtikten sonra kullanabilir.

Bir ticaret unvanı, Türkiye’nin herhangi bir sicil müdürlüğüne daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olan ek yapılmadan tescil edilemez.

Daha önceden tescil edilmiş bir ticaret unvanının, Türk Ticaret Kanununun 46 ncı maddesi kapsamındaki ek ve işletme konusunu gösteren ilk ibaresi aynı olan diğer bir ticaret unvanına ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilemez.

Örnek:  “A İnşaat Otomotiv Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “A İnşaat Tekstil Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez.

Daha önce tescil edilmiş ticaret unvanının eki ile kendi eki aynı olan, ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanı, ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilebilir.

Örnek: “B İnşaat Otomotiv Sanayi Anonim Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “B Turizm İnşaat Sanayi Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilebilir.

Daha önce tescil edilmiş bir ticaret unvanından yalnızca şirket türünü gösteren ibareleri farklı olan diğer bir unvan, ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez.

Örnek: “C Turizm Limited Şirketi” ticaret unvanı daha önce tescil edilmiş ise, “C Turizm Anonim Şirketi” ticaret unvanı ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez.

5- Limited Şirketlerin yasal adres bildirme zorunluluğu vardır.

Türkiye’de kurulacak limitet şirketlerin mutlaka fiziki bir adresleri olmak zorundadır. Bazı off-shore ülkelerde uygulandığı gibi Türkiye’de Posta Kutusu üzerinde şirket kurulamaz.

Şirket fiziki olarak var olan ve ticari faaliyet yapmaya uygun olan bir yeri adres olarak gösterebilir. Şirket tek başına kendisinin kullanacağı bir yeri yasal adres olarak bildirebileceği gibi günümüzde sanal ofis diye adlandırılan ortak ofis kullanım modeli çözümünden de yararlanabilir. Yapılacak işe uygun olması koşulu ile ikamet adresi aynı zamanda şirket adresi olarak da kullanılabilir (home-ofis).

Bir sonraki yazımızda Türkiye’deki limitet şirketlerde hisse senedi basımı, hisse devri, ortakların hisse satışından elde ettikleri kazanç ve limitet şirketlerdeki kar ve zarar hallerinde vergilemenin nasıl olduğuna dair temel bilgiler vereceğiz.

Ali KARAKUŞ


Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Karen Audit veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


Devamını oku